ARKit – Core ML teknolojilerinin artıları ve eksileri

[et_pb_section admin_label=”section”]
[et_pb_row admin_label=”row”]
[et_pb_column type=”4_4″][et_pb_text admin_label=”Text”]https://www.youtube.com/watch?v=eU5spVv8CPI

Webrazzi Developer 2017 konferansında “Surreal dünya! ARKit ile artırılmış gerçekliğe giriş” isimli bir konuşma yapan MojiLaLa kurucu ortağı Şahin Boydaş, yeni uygulamaları olan ve geçtiğimiz Eylül ayında sizlere tanıttığımız ARKit destekli Surreal uygulamasının hangi teknolojiler kullanılarak geliştirildiğini paylaştı.

Türkiye, Birleşik Krallık, Hollanda ve Nepal 4 ülkeye yayılan 14 kişilik bir ekibe sahip olan MojiLaLa’nın ekibinin yüzde 80’i mühendislerden oluşuyor. 60’ı aşkın açık kaynak kodlu proje üreten MojiLaLa, Surreal uygulaması ile gerçekçi 3D objeler ve animasyonlar kullanarak çevrenizi artırılmış gerçeklik teknolojisi ile değiştirmenize olanak sağlıyor.

Apple’ın sunduğu ARKit‘in oldukça kolay bir kullanım sunduğunu da dile getiren Boydaş, ARKit’in hızlı entegrasyon, iOS ile hızlı bir şekilde büyük kitlelere ulaşma, kolay ve anlaşılır dokümantasyon, başarı oranı yüksek yatay yüzey algılama gibi olumlu özelliklere sahip olduğunu belirtti.

Artıları ve eksileri ile ARKit
ARKit’in kusursuz bir platform olmadığını da ekleyen Boydaş, platformun yüksek CPU kullanımı, CPU kullanımına bağlı olarak çok fazla şarj tüketmesi, çok kısıtlı 3D dosya formatı desteği, SceneKit‘in gelişmiş uygulamalar için yeterli olmaması, Unity gibi rakiplerine göre hantal kalması, dikey yüzey algılama desteğinin olmaması ve 3D dosyaların optimize edilmesinin gerekli olması gibi olumsuzlukları olduğunu da belirtti.

iOS 11 işletim sistemi ile karşımıza çıkan Core ML‘in ARKit ile birlikte kullanılarak oldukça başarılı işler çıkarılabileceğini de paylaşan Şahin Boydaş, Apple’ın sunduğu teknolojiler sayesinde iOS tabanlı uygulamalara çok hızlı bir şekilde Machine Learning’i entegre edebilme, hızlı büyüyen geliştirici topluluğu ve dokümantasyon ve obje/model analizinin klasik yollara göre çok daha kolaylaştırılmış olması gibi önemli özelliklere sahip olduğunu da belirtti.

Apple’ın sunduğu kısıtlı format desteği nedeniyle istenen seviyelere ulaşamadıklarını da belirten Boydaş, Surreal uygulamasında 100 objeye sahip olduklarının altını çizdi.[/et_pb_text][/et_pb_column]
[/et_pb_row]
[/et_pb_section]

Silikon Vadisi’nde yazılım geliştirici olmak için yapılması gerekenler

[et_pb_section fb_built=”1″ admin_label=”section” _builder_version=”3.22″][et_pb_row admin_label=”row” _builder_version=”3.25″ background_size=”initial” background_position=”top_left” background_repeat=”repeat”][et_pb_column type=”4_4″ _builder_version=”3.25″ custom_padding=”|||” custom_padding__hover=”|||”][et_pb_text admin_label=”Text” _builder_version=”3.27.4″ background_size=”initial” background_position=”top_left” background_repeat=”repeat” min_height=”115px”]Silikon Vadisi’ni ziyaret eden Webrazzi editörlerinden Buğra Ferah ile SilikonVadisi.co’nun kurucusu Şahin Boydaş yazılım odağında keyifli bir röportaj gerçekleştirdi.

Bir yazılım geliştirici nasıl olmalı?, nasıl düşünmeli? ve bir yazılım geliştirici Silikon Vadisi’nde nasul iş bulup çalışmaya başlayabilir? gibi önemli başlıkların konuşulduğu röportajı aşağıdan izleyebilirsiniz.[/et_pb_text][et_pb_code _builder_version=”4.5.7″ _module_preset=”default”]

[/et_pb_code][/et_pb_column][/et_pb_row][et_pb_row _builder_version=”4.5.7″ _module_preset=”default” column_structure=”1_2,1_2″][et_pb_column _builder_version=”4.5.7″ _module_preset=”default” type=”1_2″][et_pb_button button_url=”https://www.youtube.com/user/sahinboydas?sub_confirmation=1″ url_new_window=”on” button_text=”Videoya git” _builder_version=”4.5.7″ _module_preset=”default” custom_button=”on” button_text_size=”18px” button_text_color=”#ffffff” button_bg_color=”#e02b20″ button_border_color=”#e02b20″ button_border_radius=”33px” button_letter_spacing=”0px” button_font=”|600|||||||” button_icon=”%%198%%” button_icon_color=”#ffffff” box_shadow_style=”preset1″ box_shadow_blur=”14px” box_shadow_spread=”-3px” box_shadow_color=”#000000″ saved_tabs=”all” global_module=”2241″][/et_pb_button][/et_pb_column][et_pb_column _builder_version=”4.5.7″ _module_preset=”default” type=”1_2″][/et_pb_column][/et_pb_row][/et_pb_section]

Silikon Vadisi’ne gelecek girişimciler için öneriler – 1

Silikon Vadisi’nin en büyük özelliği içinde barındırdığı kültür çeşitliliğidir. Bu çeşitlilik ortak çalışma kültüründe bir araya gelerek dünyanın en etkili girişimlerini ve inovasyonlarını yapmaktadır. Silikon Vadisi girişimciler için her ne kadar çok büyük imkanlar barındırsa da girişimlerin hayatta kalabilmeleri açısından dünyadaki en zorlu yerlerden bir tanesidir. Türk girişimcilerin de Silikon Vadisi’nde girişim başlatmadan önce dikkat etmesi gereken önemli noktalar vardır. Bu önemli noktalara dikkat edilmesi halinde girişimcilerin başarıya ulaşma şansı daha da artmaktadır.

Silikon Vadisi’ne gelecek girişimciler için 10 öneri

  • İlk olarak Silikon Vadisi’ne taşınıp taşınmayacağınıza karar verin. Birçok girişimci ben Türkiye’de yaşarım Vadi’de de işimi sürdürürüm düşüncesinde. Ancak Silikon Vadisi’nde bir iş başlatmak istiyorsanız mutlaka Vadi’ye taşınmalısınız.
  • Yola çıkarken ortaklarınızı çok doğru seçmeniz gerekli. Yatırımcılar şirketinize yatırım yaptığınızda hisse payınızı aslında onlar değil sahip olduğunuz ortaklarınız düşürür. Bu yüzden ortaklarınızı iyi seçmelisiniz. Girişimlerin ilk aşamada iki veya üçten fazla kurucusu olmamalıdır. Kurucular ihtiyaç duyarlarsa ileriki dönemde işe aldıkları ilk çalışanlar ile hisse paylaşım ve ortaklık yoluna gidebilirler.
  • Silikon Vadisi girişiminizi büyütmek için en doğru yer ancak bunun yanında sıfırdan yeni bir girişim başlatmak için de en zorlu yerlerden biri. Bunun ilk sebebi Vadi’nin her açıdan çok pahalı bir yer olması. İkinci nedeni ise takım oluşturmanın çok yavaş ve pahalı olmasıdır. Girişimciler ürünlerini, servislerini Türkiye’de geliştirip kullanılabilir hale getirdikten sonra Vadi’ye taşınmalılar. Böylece hem Vadi’de daha uzun süre hayatta kalabilirler hem de geliştirilmiş bir ürün ile buraya taşınmış olurlar.
  • Girişimcilerin ilk günden itibaren Türkiye’yi mutfak olarak kullanıp, ABD’yi pazar olarak kullanmaları gerekli. Enterprise ürün geliştiren girişimcilerin bunu Türkiye’den yapması çok zor çünkü müşterilerle konuşulması gerekli. Doğrudan tüketiciye yönelik ürün geliştiren girişimciler Türkiye’yi geliştirme mutfağı olarak kullanıp ilk günden itibaren ABD pazarını hedefleyerek sunmalılar. Bunun nedeni ise Türkiye ile ABD pazarının dinamiklerinin birbirinden çok farklı olmasıdır. Bu farklılık sonucu girişimciler kendilerini yanlış dinamikler üzerine optimize edebilirler. Türkiye’de çok hızlı büyüyen bir şirketin ABD’de başarılı olma şansı sıfır olabilir.
  • Fikrin ürüne dönüştürülmesi sürecinde yazılım ekibi outsource edilebilir. Ancak uzun vadede geliştirici ekibin Türkiye’de veya başka ülkede olması, ürün ve iş geliştirme ekibinin San Francisco’da olması sorunlar doğurur. Çünkü iki ülke arasındaki saat farkı çok ciddidir ve iki ekipten bir tanesinin gece çalışması gereklidir. Teknik ihtiyacını outsource etmeyi düşünen girişimciler bunu göz önünde bulundurmalı ve uzun vadeli plan için ekibini Silikon Vadisi’nde kurmalıdırlar.
  • Girişimciler mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde pazara gitmelidirler. SocialWire’ı geliştirirken 2 milyon dolar yatırım almıştık ve oldukça orijinal bir platform geliştiriyorduk. Ancak yatırımı aldıktan sonra fark ettik ki büyük e-ticaret siteleri web sitelerini kolay kolay değiştirmek istemiyorlar çünkü uzun yıllar boyunca optimize etmişler. Bunun yanında e-ticaret sitelerine giren kullanıcıların da kolay kolay Facebook hesaplarıyla giriş yapmadıklarını fark ettik. Bundan sonra da ürünümüzü pivot ettik. Ancak daha erken pazara açılsaydık ve gözlemler yapsaydık pivot ihtiyacımızı daha önce fark ederek ona göre aksiyonlar alabilirdik.
  • Pivot etmekten korkmayın. Birçok girişimci fikrine aşık ve uzun bir süre aslında sonuç getirmeyecek bir fikir üzerinde vakit kaybediyorlar. Fikrinizin ya da ürününüzün müşterilerden yeterince tepki almadığını, büyümenizin yeterli olmadığını fark ettiğiniz anda pivot etmekten kaçınmayın. Pivot etmeniz şirketinizin daha başarılı bir yola evrilmesini sağlayabilir.
  • Yola çıkarken ortaklarınızı çok doğru seçmeniz gerekli. Yatırımcılar şirketinize yatırım yaptığında hisse payınızı aslında onlar değil sahip olduğunuz ortaklarınız düşürür. Bu yüzden ortaklarınızı iyi seçmelisiniz. İlk aşamada iki kurucu ile başlayıp daha sonra erken aşamada çalışanlar işe alarak onlarla paylaşım yoluna gitmek doğru bir yöntem.
  • Hızlandırma programlarını(Accelerator) araştırın. Hangi hızlandırma programının hangi alanlara özellikle eğildiğini bilin. Silikon Vadisi’ne ilk kez gelen girişimciler için hızlandırma programı çok yararlı olmaktadır. 500 Startups, Techstars, Y Combinator Silikon Vadisi’nin en ünlü ve etkili hızlandırma programlarıdır.
  • Girişiminiz henüz fikir aşamasındaysa ve yatırım arıyorsanız bulmanız çok zor. Özellikle daha önce bir girişim başlatmamış, yatırım almamış kişilerin Vadi’de yatırım ararken sabırlı olmaları gerekiyor.

Yazının ikinci bölümü: ”Silikon Vadisi’ne gelecek girişimciler için öneriler – 2

Selçuk Atlı Kimdir?
selcuk-atli

    Lisans eğitimini 2006 yılında Koç Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden tamamlayan Selçuk atlı aynı zamanda Politecnico di Milano’dan yüksek lisans derecesine sahiptir. Kariyerine 2004 yılında Vodafone’un alt kuruluşu Oksijen’de başlayan Atlı daha sonra birçok şirkette teknik pozisyonlar üstlenmiştir. 2011 yılında San Francisco merkezli olarak kurduğu Manifest Şubat 2016’da internet ve teknoloji devi Rakuten tarafından satın alınmıştır. Selçuk Atlı kariyerine 500 Startups’ta Venture Partner olarak devam etmektedir.

interwebs: selcukatli.com · linkedin · twitter ·music · blog

San Francisco’ya taşınmadan önce bilmek isteyeceğiniz 25 şey

Her şehirin kendisine ait bir dokusu, kültürü, insan ilişkileri ve düzeni olduğunu söylemek her ne kadar ilk başta klişe gibi görünse de bir o kadar doğrudur. Şehirlerin kendisine ait özellikleri ortaya seyahet etmeden veya taşınmadan önce bilmeniz durumunda ise şehire adapte olmak için harcayacağınız süreyi kısaltır ve size avantaj sağlar.

Ocak 2013’te Jason Evanish tarafından yazılan ”25 Things I wish I knew before moving to San Francisco” başlıklı yazı bugün San Francisco şehrini için yazılan klasiklerin arasındaki yerini almış durumda. Yazının başlığını ”San Francisco’ya taşınmadan önce keşke bilseydim dediğim 25 şey” olarak çevirebiliriz. Jason Evanish’in yazısına sadık kalarak biz de sizler için bu yazıyı Türkçe’ye çeviriyoruz.

Her şehirin kendisine ait bir dokusu, kültürü, insan ilişkileri ve düzeni olduğunu söylemek her ne kadar ilk başta klişe gibi görünse de bir o kadar doğrudur. Şehirlerin kendisine ait özellikleri ortaya seyahet etmeden veya taşınmadan önce bilmeniz durumunda ise şehire adapte olmak için harcayacağınız süreyi kısaltır ve size avantaj sağlar.

Ocak 2013’te Jason Evanish tarafından yazılan ”25 Things I wish I knew before moving to San Francisco” başlıklı yazı bugün San Francisco şehrini için yazılan klasiklerin arasındaki yerini almış durumda. Yazının başlığını ”San Francisco’ya taşınmadan önce keşke bilseydim dediğim 25 şey” olarak çevirebiliriz. Jason Evanish’in yazısına sadık kalarak biz de sizler için bu yazıyı Türkçe’ye çeviriyoruz.

Akşam üzeri 4’te hava soğumaya başlıyor
Sıcak başlayan günlerde havanın sabahtan akşama kadar benzer sıcaklıkta kalmasına hepimiz alışkınızdır. Ancak San Francisco’da sabah 21 derece olan hava sıcaklığı bazı günler akşam 4’ten sonra 16 dereceye kadar 1 saat içinde düşebiliyor.

Kısa sürede hava sıcaklığının 5 derece birden düşmesi ve bunun akşam 5 gibi olması nedeniyle mutlaka yanınızda ince hırka ve mont tarsi eşyalar bulundurmanızı tavsiye ediyoruz. Jason Evanish ince bir ceketin San Francisco’daki en iyi arkadaşınız olduğunu söylüyor.

Oturduğunuz bölge sizi tanımlar
San Francisco’da birbirinden çok farklı hayat tarzı olan insan yaşamaktadır. Bu özelliği nedeniyle San Francisco ABD’nin en renkli ve insan çeşitliliği açısından zengin bölgelerinin ilk sıralarında gelmektedir.

San Francisco’da yaşayan insanların çoğu diğerlerinin nerede yaşadığını oldukça ciddiye alır. Vadide yaşayan birçok kişi diğer insanlara ilk başta ‘’kişisel değer’’ verirken nerede yaşadıklarını dikkat eder. Bu yüzden yaşadığınız bölge size tanımlar.

Tor Weeks tarafından hazırlanan aşağıdaki görsel San Francisco’nun hangi bölgesinin hangi tarzda bisikletler kullandığını gösteriyor.

Çılgın Kiralar
ABD’de San Francisco ile kira konusunda yarışabilen tek şehir New York’tur. SF’nin kira oranları ABD ortalamasının çok üstündedir. Ortalama bir stüdyo dairenin kirası yaklaşık 2.000 dolardan başlar. Bir oda kiralasınız ya da evinize oda arkadaşızı bulsanız bile masrafınız ortalama 1.000-1.500 dolar olacaktır. Vadiye taşınmadan önce kiraların ‘’çılgın’’ olduğunu ve düzenli artış gösterdiğini bilmenize çokça fayda var.

Yaşam maliyeti çok yüksek
San Francisco’da karşılaşacağınız yüksek kira problemini atlattıktan sonra karşınıza bir diğer önemli problem çıkıyor. Şehir de yaşama masrafı da çok pahalı. Evinize alacağınız yiyecek, mutfak ürünlerinin (deterjan vb.) fiyatı ABD’nin birçok şehrinden daha yüksek. Ancak elinizin altında Amazon.com gibi bir nimet olduğu için internet üzerinden alışveriş yaparak bu masrafınızı da önemli ölçüde azaltabilirsiniz.

Jason Evanish 2012 yılında Boston’da aylık harcamasının yaklaşık 2500 dolar olduğunu belirtirken San Francisco’ya taşınınca bunun 3.300 dolara çıktığını belirtmiş. En önemlisi Evanish’in SF’de Boston’a göre daha az konforlu bir hayat yaşaması ancak harcamalarının önemli ölçüde artması.

Vadiye taşınmadan önce genel yaşamın da ortalamanın üstünde pahalı olduğunu mutlaka dikkate alın.

Şehirde sürekli renkli ve eğlenceli birşeyler oluyor
San Franciso’da onlarca farklı yaşam tarzından insanın yaşamasıyla şehrin çok renkli bir yer olduğunu sizlere belirtmiştik. Bunun sonuçlarından bir tanesi de şehirde mutlaka hergün farklı yerlerde ilginç ve ‘’cool’’ etkinliklerin ve organizasyonların düzenleniyor olması.

Müzik, sanat, teknoloji ve diğer birçok alanda hergün katılabileceğiniz ve ufkunuzu genişletebileceğiniz onlarca etkinlik var. Bunun yanında sokakta yürürken ilginç performanslar ve etkinlikler de görürseniz sakın şaşırmayın. Şehirde hangi etkinliklerin olduğunu takip etmek için UpOut ve Thrillist’i kullanabilirsiniz.

Kostümler burada hayatın bir parçası
San Francisco’da sokakta dolaşırken diğer insanlara bakıp şu soruyu sıkça kendinize soracaksınız: ‘’Bu bir kostüm mü yoksa normal kıyafetin mi?’’ alacağınız cevap ise ‘’Normal Kıyafet’’.

San Francisco insanların çok yaratıcı olduğu ve kendi tarzlarını büyük bir özgüvenle yansıtabildikleri en iyi yerlerden biridir. Sokaklarda hergün birçok renkli insan göreceksiniz.

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=N51WguECJMg]

Evsizler, dilenciler ve uyuşturucu bağımlıları
Şehrin en kötü yanlarından bir tanesi de bazı bölgelerde gerçekten çok dikkatli olmak zorunda kalmanızdır. Sokaklarda evsizleri, dilencileri ve garip harektler yapan uyuşturucu bağımlılarını görmek bazı bölgeler için çok sıradan bir durumdur.

Tenderloin, Civic Center, Western Addition’ın batı kısmı ve Mission gerçekten dikkatli olmanız gereken yerler.

Tavsiye: San Francisco’da uzak durmanız gereken yerler yazımızı okuyarak hangi bölgelerden özellikle kaçınmanız gerektiğini öğrenebilirsiniz. Bunun yanında San Francisco’da oda kiralamak için en iyi yerler yazımızda da güvenli, temiz ve sosyal bölgeleri öğrenebilirsiniz.

PBR(Pabst Blue Ribbon) heryerde
Vadinin genel alkol kültürü hakkında söyleyebileceğimiz ilk şey PBR(bira)’nın çok yaygın olduğudur. PBR için hangi barda ya da hangi mağazada olduğunuzun bir önemi yoktur çünkü PBR oradadır. Hatta Whole Foods diğer tüm markaları 6’lı pakette satarken PBR’ı 30’lu pakette sattığını göreceksiniz. Girişimlerin ‘’happ hour’’ların da da PBR çok popülerdir.

Ancak bunun yanında San Francisco’da birçok lokal ve butik bira üreticisi vardır. Bu sayede şehre özel onlarca farklı birayı da deneyebilirsiniz.

Köpek dostu bir şehir
San Francisco’da yaşayan insanların köpek sahipliği oranı çok yüksektir. Şehirdeki her bölgenin kendi içerisinde en az 1-2 tane parkı vardır. Bu parklara günün hangi saati giderseniz gidin mutlaka köpeğini dolaştırmaya çıkan ve oynayan insanlar göreceksiniz. Üstelik parkların tamamına yakınında köpekler için de özel alanlar vardır.

Şehirde bulunan barların çoğu da insanları bara köpekleriyle gelmeleri için teşvik eder. Ancak burada dikkat etmeniz gereken ufak bir nokta var. Köpek sahibiyseniz ya da köpek edinmeyi düşünüyorsanız ev sahibinizin buna izin verip vermediğine dikkat eden.

Sisler
Yazının ilk maddesi olarak bahsettiğimiz hızlı sıcaklık düşününün nedenlerinden bir tanesi de sislerdir. Özellikle şehrin batı tarafında sis yoğunluğu çok fazladır. Özellikle Divisadero’da sisleri yakından gözlemleyebilirsiniz. Divisadero’nun batı tarafı sis konusunda çok yoğundur. Sabah güneş doğarken sislerin yavaşça dağılmasını ve güneşin sislerin arasından çıkmasına tanık olmak büyük bir keyif.

Tabi ki bu sis yoğunluğu tüm şehir için geçerli değil özellikle şehrin batı tarafı sis olarak doğu tarafına göre çok daha yoğundur. Ancak bu sizi batı tarafında yaşamaktan soğutmasın çünkü Golden Gate Bridge, Ocean Beach ve Golden Gate Park gibi yıldızlar batı yakasında bulunur.

Palo Alto ve Mountain View düşündüğüzden çok daha uzak
San Francisco’nun yıldız iki bölgesi olan Palo Alto ve Mountain View özellikle tüm girişimcilerin hayalini süsleyen iki yerdir. Facebook, Google, Apple gibi şirketlerin merkezli burada bulunmaktadır. Ancak birçok kişi San Francisco’ya ilk taşındığında buraya sıkça seyahat edebileceğini düşünür. Fakat bir süre sonra Caltrain ile buraya yapacağınız yolcuğun 1,5 saat ile 2 saat arasında süreceğini fark ettikten sonra belirli dönemlerde gelmeye başlayacaksınız.

Bu maddeyi asıl belirtmemizin nedeni ise birçok kişinin arkadaşlarının San Francisco’nun değişik bölgelerinde oturuyor olması. Jason Evanish’ta Palo Alto ve Mountain View’a arkadaşlarını ziyaret etmek için yaptığı yolcukların bir yıl sonunda iki elin parmaklarını geçmediğini ayrıca belirtmiş.

MUNI hakkında bilmeniz gereken 3 şey
San Francisco’nun otobüs sistemi olan MUNI ile şehirde yaşayanların aşk-nefret arasında bir ilişkisi vardır. Ancak MUNI hakkında aşağıdaki 3 maddeyi bilmeniz size ondan nefret etmekten kurtarabilir.

  1. Google Maps üzerinde yazan otobüs saatine inanmayın
    Google maps birçok açıdan mükemmel ve hayat kurtarıcı bir navigasyon uygulamasıdır. Ancak San Francisco’da otobüs saatlerini doğru göstermek konusunda çok başarılı olduğu söylenemez. Vadide otobüs saatlerini kontrol etmek için Rover veya NextMUNI’yi kullanabilirsiniz.
  2. Otobüslerin arka kapısının açılması için bir basamak aşağıya adım atmak zorundasınız
    Yukarıda belirttiğimiz maddeyi yapamadığınız durumlarda otobüsteki diğer insanların size gülmesine hazırlıklı olunç 🙂
  3. Otobüsünüz Chinatown üzerinden geçiyorsa sabırlı olun
    Eğer bindiğiniz otobüs Chinatworn üzerinden geçiyorsa otobüsün defalarca duracağına emin olabilirsiniz. Ayrıca Chinatown üzerinden geçen bir otobüse bindiğiniz anda yolculuğunuzun tahmin ettiğinizden de daha uzun süreceğini bilmelisiniz.

San Francisco’da onlarca manzara izleyebileceğiniz sayısız güzel nokta vardır
San Francisco’da yaşamanın en güzel noktalarından bir tanesi de manzara izleyebileceğiniz sayısız noktaya sahip olmasıdır. Bu manzaralara bakarak rahatlayabilir ve ilham alabilirsiniz. Aşağıdaki videoda şehrin favori manzara noktalarını görebilirsiniz. Ancak videoda gördüğünüz manzara noktalarının şehirdekilerin sadece bir bölümü olduğunu ve bundan çok daha fazlası olduğunu bilin.

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=C47gQ6XWeT4]

Girişim merkezi SoMa
San Francisco’yu bu kadar popüler ve pahalı yapan unsurlardan bir tanesi de içinde barındırdığı dev şirketler ve hergün aralarına bir yenisi eklenen girişimler. Eğer girişim(özellikle teknoloji) dünyası ile ilgileniyorsanız SoMa şehirdeki favori bölgeniz olabilir.

Market Street’ın güneyinde yer alan SoMa içerisinde ve etrafında 1.000’den(2013 yılında) fazla girişim bulunuyor. Her tarafta farklı ölçeklerde girişimler bulunuyor ve sokakta yürürken bir girişimci ile tanışmanız çok normal durum.

Bu girişimlerin birçoğu ayrıca bir ofise sahip değil. SoMa’da bulunan birçok yerel kahve dükkanı bu girişimlerin ofisi. Bu bölgede özellikle ziyaret etmenizi önerdiğimiz kahve dükkanları ise EpiCenter, the Creamery, SightGlass veBlue Bottle.

Süper fit şehir
San Francisco’ya ilk geldiğinizde dikkatinizi çekecek noktalardan bir tanesi de şehirde yaşayan birçok kişinin fit olması olacak. SF’de yaşayanların kilo ortalaması ABD’nin kuzeyinde yaşayan insanlarınkinden 4-6 kilo daha azdır. Bunun da birçok sebebi vardır.

İlk olarak San Francisco’da havanın yılın büyük çoğunluğunda güzel olması insanları dışarı çıkmak ve bir aktivite yapmak için teşvik eder. ABD’nin kuzeyi genellikle soğuk bir bölge olduğu için insanlar sıcak evlerinde oturmayi tercih eder ancak SF insanları dışarı çıkmaya teşvik eder.

Sağlıklı ve taze yiyeceklerle beslenmek istiyorsanız San Francisco tam yeridir. Şehrin tamamına yayılmış çiftçi marketlerinde daima taze meyve ve sebzeler bulabilirsiniz. Bunun yanında şehirde gideceğiniz restoranların menüsünde de sağlıklı yiyeceklere sahiptir.

Yukarıda saydığımız bu iki madde birleşince insanlar da doğal olarak fit ve sağlıklı oluyorlar. Bunun yanında şehirde Yoga, dağ tırmanışı, sörf de oldukça popüler olan sporlardır.

Yemek cenneti
Eğer farklı mutfaklardan ve kültürlerden yemekler yemeyi seviyorsanız San Francisco sizzler için bir cennet. Şehirde hemen her kültürün mutfağı mevcut ve bu da size yüzlerce farklı yemek çeşitliliği sunuyor. San Francisco’da keşfedecek mekanlar arıyorsanız ayrıca Yelp’e ve Foursquare’e bakmanızı da tavsiye ediyoruz. Bu iki uygulama da burada çok popüler ve güvenilir.

3 saatlik zaman farkı önemli bir handikap
ABD’de özellikle birçok spor müsabakası ve TV yayını için EST zaman dilimi baz alınmıştır. Bunun anlamı da New York ile aranızda 3 saat fark olduğu(NY ileride) ve kendinizi genellikle buna göre organize etmeniz gerektiğidir.

Çok büyük bir spor fanatiği değilseniz bu saat farkına alışmakta zorlanmayabilirsiniz ancak Türkiye ile aranızda 10 saat fark olacağını aklınızdan çıkarmayın. İş ortaklarınızla, ailenizle ve arkadaşlarınızla yapacağını iletişimde bu 10 saatlik fark çok etkili olacak. Kendinizi buna göre en başından organize edin.

Spor gündemini takip etmek çok önemli değil
ABD’ye taşındıktan sonra günlük hayatta iş ve diğer arkadaşlarınızla yapacağınız sohbetlerde beyzbol, amerikan futbolu gibi spor maçları önemli bir yer tutacak. Ancak San Francisco için bu kural geçerli değil.

Boston, New York ve Seattle gibi diğer şehirlerde spor sohbetleri önemli bir fark yaratırken San Francisco’da yaşayanlar için bu çok önemli değil. Ancak desteklediğiniz veya sempati duyduğunuz bir takım varsa sizin için güzel bir haberimiz var. San Francisco’da ‘’team bar’’ konsepti çok yaygın. Her spor dalı ve her takım için bir ‘’team bar’’ mevcut durumda. Bu barlara giderek müsabakaları izleyebilir ve diğer insanlarla sohbet edebilirsiniz.

Birçok şey uçlarda yaşanıyor
San Francisco’da yaşayan birbirinden renkli insanlardan bu yazıda birçok kez bahsettik. SF’da yaşayan ve normale göre farklı tarzı olan insanların birçoğu bunu genellikle uçlarda yaşıyor. Örneğin kendini hipster olarak nitelendirilen insanlar gerçekten bugün hipster olmanın tüm gerekliliklerini yerine getirirken aynı zamanda bunu daha da ileriye taşımak için çalışıyor.

SF’deki avantajınız için kendi ilgili alanınıza yönelik bir toplululuğu da kolayca bulabilmeniz. Böylece hem bir topluluğun içerisine dahil olabilirsiniz hem de ilgilendiğiniz alanla ilgili bilgi-tecrübenizi daha da derinleştirebilirsiniz.

Daha önce hiç olmadığınız kadar ‘’erken aşama’’ kullanıcısına dönüşeceksiniz
Teknoloji girişimleri açısından dünyanın bir numaralı bölgesi olan San Francisco bunu size hemen hissettirmeye başlayacak. Bir noktadan sonra çoğu uygulamanın dünyadaki ilk kullanıcıları arasına katılmanız sıradan bir durum haline gelecek. Ayrıca insanlarla barda veya bir kafede yaptığınız konuşmalarda girişimler, en yeni mobil uygulamalar da önemli bir yer tutacak.

Birçok uygulamanın en iyi hali burada
San Francisco girişimler için her konuda cennet diyebileceğimiz bir konumda. Bunun bir diğer avantajını da kullanıcılar görüyor. Yelp ve Foursquare’i daha önce kullanıp pek fazla etkilenmediyseniz San Francisco’da etkileneceğinizi söyleyebiliriz. Uygulamaların birçoğu en iyi kullanıcı deneyimlerini bu şehirde sunuyor.

Teknoloji alanında çalışmak bir istisna değil standart
Boston’dan San Francisco’ya taşınan Jason Evanish, Boston’da yer alan girişimlerin gizli bir toplulukmuş genellikle radarın altında tutulduklarını belirtmiş. Ancak San Francisco’ya geldikten sonra işlerin tam tersi olduğunu burada tanıştığı kişilerin ya bir girişimde çalıştığını ya da finans sektöründe olduğunu belirtmiş.

Bir kahve dükkanında yan masanızda yüksek ihtimalle girişimcinin oturduğunu söyleyen Jason Evanish ayrıca TechCrunch okumanıza gerek kalmadan sektöre dair tüm dedikoduları burada dinleyebileceğinizi de eklemiş.

İnsanlar yeniliği ve yeni deneyimleri seviyor
Normal şehirlerde insanların belirledikleri rutinler vardır. İnsanlar belirli yakın arkadaşlarıyla genellikle favori restoranlarına, kafelerine ve barlarına giderler. Bu bir süre sonra da rutine dönüşür. Ancak San Francisco rutinlerin pek çalışmadığı bir yerdir. Burada yaşayan insanlar yeniliklere ve yeni deneyimlere çok açıktır. İnsanlar diğerlerinin de tavsiyelerini dikkate alarak sürekli yeniliklere açık bir şekilde yaşarlar.

Şehir sınırlarında kaybolun
San Francisco yalnızca merkezi diğer bölgeleriyle sınırlı olan bir şehir değil. Birkaç saatlik bir araba yolculuğuyla Tahoe’de snowboard yapabilir, Napa’da şarap tadabilir, ulusal parklarda tırmanış yapabilir, Marin’de dağ bisikleti turlarına katılabilirsiniz.

Kaynak: 25 Things I wish I knew before moving to San Francisco

Silikon Vadisi ve arkasındaki ruh

İnovasyon ve teknoloji kelimeleri ile bugün neredeyse eş değer anlamda olan “Silikon Vadisi” bu noktaya nasıl geldi ve aslında en önemlisi arkasındaki felsefe nedir? Vadi’nin neden bu kadar başarılı olduğunu anlamak için gerekli olan soruların cevabını bu yazımızda sizlerler paylaşacağız.

Silikon Vadisi’nin temelleri aslında 1891 yılına kadar uzanıyor. Vadi’nin bugün geldiği nokta aslında bir sürecin başlangıçı değil sonlarına doğru tamamlanmış halidir. Silikon Vadisi’nin bugünki duruma gelmesinin ana yapı taşlarından biri ise Stanford Üniversitesi. Stanford Üniversitesi’nden mezun olan öğrenciler ve üniversitede görevli bilim adamları Silikon Vadisi’nin ilk temellerini atan kişileri oluşturuyor. Ancak süreç gerçek anlamıyla 2. Dünya Savaşı’ndan sonra hızlanıyor.

Silikon Vadisi’nin arkasındaki ruh

stanford-silikon-vadisi

“Henüz gerçekleşmemiş şeylere odaklanmış ve onların hayalini kuran insanlar”

Stanford Üniversitesi’nin kampüsünün içerisinde bulunan bu söz Silikon Vadisi’nin ruhunu anlamak için çok doğru bir başlangıç noktası. San Francisco bugün sahip olduğu ünvanını onu yeniliklerin ortaya çıkartılacağı, teknolojil devrimlerin ve deneysel çalışmaların yapılacağı bir merkez olarak seçen insanlara borçlu.

steve-jobs-crazy-ones

Yukarıda alıntılamış olduğumuz Steve Jobs’ın meşhur konuşması Silikon Vadisi’nin oluşmasını sağlayan ’’çılgın’’ları tanımamıza yardımcı oluyor. Steve Jobs “Çılgın Birileri” diyerek aslında kural tanımayan, özgürlükçü, statükoyu reddeden, yapılmamışın peşinde ve en önemlisi “farklı düşünen” kişilere hem sesleniyor hem de onları tanımlıyor.

Bugün olduğu gibi tarihin her döneminde her ülke oldukça değerli bilim insanlarına sahip oldu. Ancak Silikon Vadisini bugünki noktaya taşıyan şeyin arkasındaki olgunun o dönemde vadide bulunan gişirimci ve yatırımcıların “özgür”,”deneysel”,”geleceği tasarlayan”,”hayal edilmemiş olanı yapan” ve “gerçek bir sonu çözen” vizyonu olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Henüz internet değil gerçek anlamda mikro işlemciler bile ortaya çıkmamışken bu insanlar “gerçekleşmemiş”,”hayalinin bile kurulması güç olan” fikirler, idealler için yaşıyor ve tüm engellere rağmen onlara ulaşmaya çalışıyorlardı. Bunu yaparken de kurdukları girişimlerde şirket içi kurallar koymak yerine çalışanlarına ekstra avantajlar ve hisse opsiyonu gibi ödüller veriyorlardı. Bunlar o dönem içerisinde klasik şirket yapıları ve hiyerarşileri içerisinde telaffuz bile edilemezdi.
Bir diğer önemli nokta da Silikon Vadisinin sahip olduğu özgür ruh. Bilindiği gibi Hippi akımının Amerika’nın bugün sahip olduğu yaratıcılığa çok büyük katkısı olmuştur. Hippi akımının ABD’deki başlangıç noktası ise San Francisco şehir merkezine 50 mil uzaklıktadır ve bu akım Silikon Vadisini de pozitif yönde etkilemiştir. Bundandır ki birçok bilim insanı geçmişte olduğu gibi günümüzde de biyoloji, enerji, teknoloji gibi farklı alanlarda birçok “deneysel” projenin testlerine ilk olarak bu bölgede başlıyor.

Risk Sermayesi’nin doğuşu ve “Hain 8”

1946 yılında ABD Araştırma Geliştirme Şirketi ile ilk risk sermayesi şirketini kuran ve bu terimi ilk kez kullanan kişi Georges Doriot olmuştur. ABD ordusunda önemli stratejik görevler aldıktan sonra general rütbesinden emekli olan Doriot daha sonra üniversitede dersler vermeye başlamıştır. Üniversitede verdiği derslerde ağırlıklı olarak “girişimcilik” ve ” risk sermayesi’’ konularını işleyen Georges Doriot öğrencilerini girişimciliğe teşvik etmiş aynı zamanda bugün konuştuğumuz “risk sermayesi” şirketlerinin tanımını yapmış ve amaçlarını çizmiştir. Georges Doriot başında bulunduğu  ABD Araştırma Geliştirme Şirketi ile de onlarca girişime yatırım yaparak onların başarılı olmasında büyük rol almıştır.

Georges-Doriot

Risk Sermayesi kavramı ve ilk şirket örneği Georges Doriot ile ortaya çıkarken, Silikon Vadisi’nde daha sonraları dünyaca ünlü teknoloji ve risk sermayesi şirketlerini kurmaya öncülük edecek olan(Eugene Kleiner gibi bazıları aynı zamanda Georges Doriot’un öğrencisidir) “Hain 8” dir.

1957 yılında Nobel ödüllü fizikçi William Shockley ile birlikte onun laboratuvarında çalışan 8 doktora öğrencisi(Bu kişiler: Gordon Moore, C. Sheldon Roberts, Eugene Kleiner, Robert Noyce, Victor Grinich, Julius Blank, Jean Hoerni and Jay Last) gittikçe ağırlaşan çalışma şartlarından ve Shockley’in kendilerine gerçek anlamıyla kötü davranmasından şikayet etmeye başlar. Bir süre sonra bu durumdan kurtulmanın tek yolunun William Shockley’nin yanından ayrılmak olduğunun farkına varırlar. Ancak iki temel sorunları vardır. Bunlardan birincisi bu 8 kişilik grubun içinden kimsenin “girişimcilik” üzerine bir bilgiye sahip olmaması diğeri ise şirketlerini kurmaları için gereken sermayeye nasıl ulaşacaklarını bilmemeleri.

Daha sonra 1969 yılında teknoloji ve mikro işlemci devi Intel’in kurucu ortağı olacak olan ve aynı zamanda “Hain 8″in üyelerinden biri olan Gordon Moore, New York’ta Wall Street’te çalışan Arthur Rock’a bir mektup yazar ve “Hain 8″in serüvenini başlatır.. Arthur Rock ‘’gelenekselci’’ bir anlayışa sahip olan Batı Sermayesi’ni ikna edemez ve “Hain 8” için gerekli yatırımı bir türlü bulamaz. Ancak hazırladıkları listede son kalan isim olan ve varlıklı bir ailenin üyesi olan Sherman Fairchild bu ekibe yatırım yapmaya karar verir. Böylece “Hain 8” yeni kurulan Fairchild Semiconductor’te çalışmaya başlar. Yanından ayrılmalarına çok sinirlenen William Shockley’de bu 8 kişiyi “Traitorous eight”(Hain 8) olarak adlandırır.

Traitorous-Eight-hain-sekiz_jzayrs“Hain 8″in mektubu ile girişimlerin ve teknolojinin gerçek potansiyelini gören Arthur Rock Wall Street’teki işinden istifa eder ve Silikon Vadisi’ne taşınarak kendi risk sermayesi şirketini kurur. Daha sonra ise Intel, Apple, Scientific Data Systems ve Teledyne gibi şirketlere erken aşamada yatırım yapar.

“Hain 8″in üyeleri de 1960 yılının sonlarına doğru Fairchild Semiconductor’daki işlerinden ayrılırlar. Bunun temel nedeni ise şirketin diğer birçok Doğu Yakası şirketi gibi gelenekselci” ve “kuralcı” olmasıdır. Gordon Moore ve Robert Noyce bugün bir teknoloji devi olan Intel’i, Eugene Kleiner dünyann en başarılı risk sermayesi şirketlerinden olan Kleiner&Perkins’i kurmuştur. Grubun diğer üyeleri de AMD, Teledyne Technologies gibi şirketlerin kuruluşunda ve faaliyetlerinde önemli katkılarda bulunmuştur.

Doğu sermayesinin gelenekselci tutumu ve yenilikleri reddetmesi birçok girişimciyi Batı Yakasına yönelttiği gibi birçok yatırımcıyı da batı yakasına yöneltmiştir. Batı yakasının yenilikçi ve özgürlükçü girişimcileri ihtiyaç duydukları sermayeyi kendileri gibi vizyoner olan ve birçoğu Doğu Yakasının gelenekselci tutumundan bıkıp yeni fırsatlar arayan yatırımcıler ile birleştirince ortaya “Risk Sermayesi” şirketleri çıkmış bu da “Silikon Vadisi”nin gerçek ruhu ve yapısının oluşmasında çok önemli bir diğer faktörü oluşturmuştur.

Vadiyi bugün “Vad” yapan kişilerin ortak noktaları vizyoner, yenilikçi, özgürlükçü ve çok çalışkan olmalarıdır. Bununla birlikte hepsinin karşısındaki kişiye ve yaptığı işe gerçekten saygı duymaları da çok önemlidir. Kökleri 1891 yılına kadar uzanan Silikon Vadisi bugün neredeyse bir asırdan fazla bir süredir toplanmış bilgi birikimine ve tecrübeye sahip ve tüm dünyadan girişimcilerin rüyası olmaya devam ediyor.

Kaynakça: