Takviminizde hem Türkiye hem San Francisco saatini nasıl kullanırsınız?

San Francisco ve Türkiye arasında bulunan 10 saatlik zaman farkı çoğu zaman kişiler arasında karışıklık yaşanmasına sebep olabiliyor. Sürekli olarak Türkiye’deki saatten ”10” saat çıkarmaya çalışmak da bu sorunu çözmeye yetmiyor.

Google Takvimler üzerinde bulunan bir özellik ile takviminizde aynı zamanda hem İstanbul hem de San Francisco saatini görüntüleyebilir ve kullanabilirsiniz. Böylece bir toplantı veya görüşme organize edeceğiniz zaman bulunduğunuz saat üzerinden hesaplama yapmak zorunda kalmazsınız.

Takviminizde hem Türkiye hem San Francisco saatini nasıl kullanılırsınız?

Öncelikli olarak Gmail hesabınız ile Google Calendar’a giriş yapmanız gerekli. Ardından sağ üst kısımda bulunan ”Ayarlar” sekmesine(butonuna) tıkladıktan sonra açılan menüden ”Ayarlar”(Settings) kısmına tıklamanız gerekli.

”Ayarlar” bölümünü açtıktan sonra ”Geçerli saat diliminiz” (Your current time zone) yazan bölümden ”Ek saat dilimi göster” (Show an additional time zone) yazısına tıklamanız gerekli. Tıkladıktan sonra açılan yeni alandan ”GMT(UTC) -08:00” zaman dilimini seçerek takvimize San Francisco saatini de otomatik olarak eklemiş olursunuz. Eğer İstanbul’u eklemek istiyorsanız ”UTC +02:00″yi eklemeniz gerekli.

Aşağıdaki videodan iki farklı zaman dilimini takviminize nasıl ekleyeceğinizi izleyebilirsiniz.

 

San Francisco Türkiye saat farkı

San Francisco’ya taşınacak veya seyahet edecek kişilerin alışması gerekenler listesinin en başında saat farkı gelmektedir. San Francisco (Kaliforniya eyaleti) ve Türkiye farklı zaman dilimleri içerisinde yer aldıkları için güncel saatleri de farklıdır.

San Francisco ”Pacific Time Zone / UTC-08:00” saat diliminde yer almaktadır. Türkiye, İstanbul ise ”Eastern European Time Zone UTC+02:00” saat dilimindedir. Durum böyle olunca iki şehir arasındaki saat farkı 10 saat olmaktadır.

San Francisco ve İstanbul arasında 10 saatlik fark bulunmaktadır. Bu saat diliminde geride olan taraf ise San Francisco’dur. Yani SF’de saat öğlen 12 iken İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de saat akşam 10’dur.

Bu saat farkı nedeniyle kişiler yapacakları seyahetleri ve iş toplantılarını buna göre organize etmelidirler.

San-Francisco-turkiye-saat-farki

Yukarıdaki dünya haritası üzerinde A noktası İstanbul’u, B noktası ise San Francisco’yu göstermektedir. Aradaki bu uzun mesafe 10 saatlik zaman diliminin oluşmasına sebep olmaktadır. San Francisco, Türkiye’nin 10 saat gerisindedir.

Görsel Kaynak: Timeanddate

Silikon Vadisi’nin en ünlü yatırımcılardan Bing Gordon ile nasıl tanıştım?

Silikon Vadisi’nin en etkili ve ünlü yatırımcıları arasında olan Bing Gordon ile nasıl tanıştım?

Silikon Vadisi’ne ilk geldiğim zaman çok fazla yatırımcı tanımıyordum. Süreç içerisinde geldikten sonra yavaş yavaş tanımaya başladım. Ulaşmaya çalıştığım yatırımcılardan bir tanesi de Bing Gordon’du. Electronic Arts’ta 20 yıldan fazla bir süre üst düzey yöneticilik yapmış ardından Zynga ve Amazon’un yönetim kuruluna dahil olmuş çok tecrübeli ve ünlü bir yatırımcıydı. Kleiner Perkins’te de partner olarak çalışıyordu. Bing Gordon’a ulaşmaya çalışıyordum çünkü Social Fund isimli sosyal girişimlere yönelik özel bir fonları vardı ve fonun amacı girişimim SocialWire ile o dönem örtüşüyordu. Endeavor’ın düzenlediği ve Bing Gordon’un da katıldığı özel bir etkinliğe ben de katıldım. Organizatörlere beni Gordon ile tanıştırıp tanıştıramayacaklarını sordum ancak çok ünlü birisi olduğu için çok talep geldiğini ve beni tanıştıramayacaklarını söylediler. Bunun ardından Bing Gordon ile nasıl tanışırım ve kendimi nasıl hatırlanabilir yaparım konusunu düşünmeye başladım.

Bing Gordon konuşmasını tamamladıktan sonra yaklaşık 30 kişi aynı anda kendisiyle konuşmaya çalıştı. O anda eğer o kişilerin arasında olursam Bing Gordon’a ulaşamayacağımı ve beni ileride tanıyamayacağını anladım. Daha sonra konferansın çıkış kapısında kendisini beklemeye karar verdim. A ve B olmak üzere iki çıkış kapısı vardı ve şansımı A kapısından yana kullandım. Şansımın da iyi gitmesiyle çıkış kapısında Bing Gordon ile tanıştım ve hemen bir elevator pitch yaptım. Gordon girişimimi ilgi çekici buldu ancak 2 gün sonra tatile çıkacağını ve pek vakti olmadığını söyledi. Bende onu havaalanına götürebileceğimi ve yolda konuşabileceğimizi söyledim. O anda bana kartını verdi ve asistanı ile iletişime geçmemi istedi. Aradan bir gün geçtikten sonra Gordon’un asistanından bir mail aldım, kendisi beni kaldığı otelde kahvaltıya davet ediyordu.

O gün etkinlikte Bing Gordon’a hızlıca sunum yapmaya çalışan 30 kişiden birisi olsaydım bugün Bing Gordon ile tanışamayacaktım. Gordon girişimime yatırım yapmadı ancak daha sonra partnerlerimiz arasına dahil olacak çok önemli şirketlerle tanıştırdı. Silikon Vadisi’ndeki girişimcilerin networking yaparken dikkat etmeleri gereken konuların başında ”kendilerini hatırlanabilir yapmak” gelmektedir. Bu sayede diğer girişimcilerden sıyrılabilir ve kendi ağınızı çok daha etkili bir şekilde genişletebilirsiniz.

Okuma Önerisi:Silikon Vadisi’ne gelecek girişimciler için öneriler – 1

Selçuk Atlı Kimdir?
selcuk-atliLisans eğitimini 2006 yılında Koç Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden tamamlayan Selçuk atlı aynı zamanda Politecnico di Milano’dan yüksek lisans derecesine sahiptir. Kariyerine 2004 yılında Vodafone’un alt kuruluşu Oksijen’de başlayan Atlı daha sonra birçok şirkette teknik pozisyonlar üstlenmiştir. 2011 yılında San Francisco merkezli olarak kurduğu Manifest Şubat 2016’da internet ve teknoloji devi Rakuten tarafından satın alınmıştır. Selçuk Atlı kariyerine 500 Startups’ta Venture Partner olarak devam etmektedir.

interwebs: selcukatli.com · linkedin · twitter ·music · blog

Silikon Vadisi’nde networking yaparken bilmeniz gerekenler

Silikon Vadisi’ndeki girişimciler için en önemli konuların başında networking gelmektedir. Peki girişimciler Vadi’de networking yapmaya başlamadan önce nelere dikkat etmelidirler?

Silikon Vadisi gerçeği

    • Silikon Vadisi aslında Hollywood gibi çok fazla gürültü var. Herkes birşeyler söylüyor ve birşeyler yapmak istiyor. Techcrunch ya da Webrazzi okursanız hergün bir şirket satın alması veya yatırım haberi görürsünüz. Ancak burada okuduğunuz şeyler aslında Silikon Vadisi’nin iyi yüzü ve buradaki insanların çok ufak bir kesimi hakkında.
    • Türk sinemasında çok klişe bir hikaye vardır. Köyde yaşayan genç kız meşhur olmak için İstanbul’a veya başka büyük bir şehre taşınır. Sonrasında hiçbir şey hayal ettiği gibi gitmez ve kendini maceranın ve hayatta kalma mücadelesinin içerisinde bulur. Aslında Silikon Vadisi de tam olarak böyle. Dünyanın çeşitli yerlerinden girişimciler buraya başarılı olmak için geliyor ancak büyük bir çoğunluğu daha sonra burada hayatta kalma mücadelesi veriyor.
  • Silikon Vadisi’ne gelen girişimcilerin doğru kişilerle, doğru zamanda iletişime geçerek doğru bir iş yapması gerekiyor. Bu başarıyı etkileyen çok önemli bir faktör. Tabi burada girişimcinin networking kabileyetinin iyi olması, doğru bir iş yapması vede şans ile ilgili bir durum.

Silikon Vadisi’nde networking yaparken bilmeniz gerekenler

    • Girişimcilerin çevrelerini genişletmeye başlamadan önce kendi varolan networklerini incelemeleri yapmaları gereken ilk adım. Bunu yaparken Silikon Vadisi’nde iletişime geçebilecekleri başarılı kişileri bulmaları gerekiyor. Örneğin Koç Üniversitesi’nden mezun olan bir girişimcinin öncelikli olarak Koç Üniversitesinden mezun kişileri incelemesi ve onlarla bağlantıya geçmesi doğru bir adım. Bu sayede ortak bir nokta üzerinden çok daha kolay bir şekilde ilerleyebilirler.
    • Silikon Vadisi’nde çok değerli girişimciler, mentörler ve yatırımcılar bulunuyor. Bir girişimci eğer gerçekten Vadi’deki bir kişiye ulaşmak istiyorsa ilk olarak o kişiye doğrudan e-posta atmak doğru bir yöntem değil. O kişi ile size tanıştırabilecek bir kişiyi aramanız ve ardından o kişinin sizi ulaşmak istediğiniz kişiye tanıtması çok daha etkili bir yöntem. Bunun sebebi ise ilk anda asıl ulaşmak istediğiniz kişinin sizin hakkınızda hiçbir fikri olmaması ve insanların sahip oldukları çevreyi Vadi’de filtre olarak kullanmaları.
    • İnsanlar kendilerine atılan özelleştirilmiş epostalara cevap vermeye diğerlerine göre daha fazla eğilimliler. Bir kişiyle iletişime geçmeden önce daha önce çalıştığı projeler, kurduğu girişimler ile sizin onunla neden bağlantı kurmak istediğinizi ortak bir noktada buluşturmayı deneyin. Bunu yaparsanız o kişiden olumlu cevap alma olasılığınız daha fazla olur. Bu ortak nokta sadece iş üzerine olmayabilir o kişinin yazdığı son blog yazısı veya yaptığı bir konuşma varsa ve bundan bahsederseniz bu da aynı orantıda şansınızı arttıracaktır.

Kendinizi hatırlanabilir yapın

Silikon Vadisi’ne ilk geldiğim zaman çok fazla yatırımcı tanımıyordum. Süreç içerisinde geldikten sonra yavaş yavaş tanımaya başladım. Ulaşmaya çalıştığım yatırımcılardan bir tanesi de Bing Gordon’du. Electronic Arts’ta 20 yıldan fazla bir süre üst düzey yöneticilik yapmış ardından Zynga ve Amazon’un yönetim kuruluna dahil olmuş çok tecrübeli ve ünlü bir yatırımcıydı. Kleiner Perkins’te de partner olarak çalışıyordu. Bing Gordon’a ulaşmaya çalışıyordum çünkü Social Fund isimli sosyal girişimlere yönelik özel bir fonları vardı ve fonun amacı SocialWire ile de o dönem örtüşüyordu. Endeavor’ın düzenlediği ve Bing Gordon’un da katıldığı özel bir etkinliğe ben de katıldım. Organizatörlere beni Gordon ile tanıştırıp tanıştıramayacaklarını sordum ancak çok ünlü birisi olduğu için çok talep geldiğini ve beni tanıştıramayacaklarını söylediler. Bunun ardından Bing Gordon ile nasıl tanışırım ve kendimi nasıl hatırlanabilir yaparım konusunu düşünmeye başladım.

Bing Gordon konuşmasını tamamladıktan sonra yaklaşık 30 kişi aynı anda kendisiyle konuşmaya çalıştı. O anda eğer o kişilerin arasında olursam Bing Gordon’a ulaşamayacağımı ve beni ileride tanıyamayacağını anladım. Daha sonra konferansın çıkış kapısında kendisini beklemeye karar verdim. A ve B olmak üzere iki çıkış kapısı vardı ve şansımı A kapısından yana kullandım. Şansımın da iyi gitmesiyle çıkış kapısında Bing Gordon ile tanıştım ve hemen bir elevator pitch yaptım. Gordon girişimimi ilgi çekici buldu ancak 2 gün sonra tatile çıkacağını ve pek vakti olmadığını söyledi. Bende onu havaalanına götürebileceğimi ve yolda konuşabileceğimizi söyledim. O anda bana kartını verdi ve asistanı ile iletişime geçmemi istedi. Aradan bir gün geçtikten sonra Gordon’un asistanından bir mail aldım, kendisi beni kaldığı otelde kahvaltıya davet ediyordu.

O gün etkinlikte Bing Gordon’a hızlıca sunum yapmaya çalışan 30 kişiden birisi olsaydım bugün Bing Gordon ile tanışamayacaktım. Gordon girişimime yatırım yapmadı ancak daha sonra partnerlerimiz arasına dahil olacak çok önemli şirketlerle tanıştırdı. Silikon Vadisi’ndeki girişimcilerin networking yaparken dikkat etmeleri gereken konuların başında ”kendilerini hatırlanabilir yapmak” gelmektedir. Bu sayede diğer girişimcilerden sıyrılabilir ve kendi ağınızı çok daha etkili bir şekilde genişletebilirsiniz.

Okuma Önerisi: ”Silikon Vadisi’ne gelecek girişimciler için öneriler – 1

Selçuk Atlı Kimdir?
selcuk-atliLisans eğitimini 2006 yılında Koç Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden tamamlayan Selçuk atlı aynı zamanda Politecnico di Milano’dan yüksek lisans derecesine sahiptir. Kariyerine 2004 yılında Vodafone’un alt kuruluşu Oksijen’de başlayan Atlı daha sonra birçok şirkette teknik pozisyonlar üstlenmiştir. 2011 yılında San Francisco merkezli olarak kurduğu Manifest Şubat 2016’da internet ve teknoloji devi Rakuten tarafından satın alınmıştır. Selçuk Atlı kariyerine 500 Startups’ta Venture Partner olarak devam etmektedir.

interwebs: selcukatli.com · linkedin · twitter ·music · blog

Silikon Vadisi’ne gelecek girişimciler için öneriler – 1

Silikon Vadisi’nin en büyük özelliği içinde barındırdığı kültür çeşitliliğidir. Bu çeşitlilik ortak çalışma kültüründe bir araya gelerek dünyanın en etkili girişimlerini ve inovasyonlarını yapmaktadır. Silikon Vadisi girişimciler için her ne kadar çok büyük imkanlar barındırsa da girişimlerin hayatta kalabilmeleri açısından dünyadaki en zorlu yerlerden bir tanesidir. Türk girişimcilerin de Silikon Vadisi’nde girişim başlatmadan önce dikkat etmesi gereken önemli noktalar vardır. Bu önemli noktalara dikkat edilmesi halinde girişimcilerin başarıya ulaşma şansı daha da artmaktadır.

Silikon Vadisi’ne gelecek girişimciler için 10 öneri

  • İlk olarak Silikon Vadisi’ne taşınıp taşınmayacağınıza karar verin. Birçok girişimci ben Türkiye’de yaşarım Vadi’de de işimi sürdürürüm düşüncesinde. Ancak Silikon Vadisi’nde bir iş başlatmak istiyorsanız mutlaka Vadi’ye taşınmalısınız.
  • Yola çıkarken ortaklarınızı çok doğru seçmeniz gerekli. Yatırımcılar şirketinize yatırım yaptığınızda hisse payınızı aslında onlar değil sahip olduğunuz ortaklarınız düşürür. Bu yüzden ortaklarınızı iyi seçmelisiniz. Girişimlerin ilk aşamada iki veya üçten fazla kurucusu olmamalıdır. Kurucular ihtiyaç duyarlarsa ileriki dönemde işe aldıkları ilk çalışanlar ile hisse paylaşım ve ortaklık yoluna gidebilirler.
  • Silikon Vadisi girişiminizi büyütmek için en doğru yer ancak bunun yanında sıfırdan yeni bir girişim başlatmak için de en zorlu yerlerden biri. Bunun ilk sebebi Vadi’nin her açıdan çok pahalı bir yer olması. İkinci nedeni ise takım oluşturmanın çok yavaş ve pahalı olmasıdır. Girişimciler ürünlerini, servislerini Türkiye’de geliştirip kullanılabilir hale getirdikten sonra Vadi’ye taşınmalılar. Böylece hem Vadi’de daha uzun süre hayatta kalabilirler hem de geliştirilmiş bir ürün ile buraya taşınmış olurlar.
  • Girişimcilerin ilk günden itibaren Türkiye’yi mutfak olarak kullanıp, ABD’yi pazar olarak kullanmaları gerekli. Enterprise ürün geliştiren girişimcilerin bunu Türkiye’den yapması çok zor çünkü müşterilerle konuşulması gerekli. Doğrudan tüketiciye yönelik ürün geliştiren girişimciler Türkiye’yi geliştirme mutfağı olarak kullanıp ilk günden itibaren ABD pazarını hedefleyerek sunmalılar. Bunun nedeni ise Türkiye ile ABD pazarının dinamiklerinin birbirinden çok farklı olmasıdır. Bu farklılık sonucu girişimciler kendilerini yanlış dinamikler üzerine optimize edebilirler. Türkiye’de çok hızlı büyüyen bir şirketin ABD’de başarılı olma şansı sıfır olabilir.
  • Fikrin ürüne dönüştürülmesi sürecinde yazılım ekibi outsource edilebilir. Ancak uzun vadede geliştirici ekibin Türkiye’de veya başka ülkede olması, ürün ve iş geliştirme ekibinin San Francisco’da olması sorunlar doğurur. Çünkü iki ülke arasındaki saat farkı çok ciddidir ve iki ekipten bir tanesinin gece çalışması gereklidir. Teknik ihtiyacını outsource etmeyi düşünen girişimciler bunu göz önünde bulundurmalı ve uzun vadeli plan için ekibini Silikon Vadisi’nde kurmalıdırlar.
  • Girişimciler mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde pazara gitmelidirler. SocialWire’ı geliştirirken 2 milyon dolar yatırım almıştık ve oldukça orijinal bir platform geliştiriyorduk. Ancak yatırımı aldıktan sonra fark ettik ki büyük e-ticaret siteleri web sitelerini kolay kolay değiştirmek istemiyorlar çünkü uzun yıllar boyunca optimize etmişler. Bunun yanında e-ticaret sitelerine giren kullanıcıların da kolay kolay Facebook hesaplarıyla giriş yapmadıklarını fark ettik. Bundan sonra da ürünümüzü pivot ettik. Ancak daha erken pazara açılsaydık ve gözlemler yapsaydık pivot ihtiyacımızı daha önce fark ederek ona göre aksiyonlar alabilirdik.
  • Pivot etmekten korkmayın. Birçok girişimci fikrine aşık ve uzun bir süre aslında sonuç getirmeyecek bir fikir üzerinde vakit kaybediyorlar. Fikrinizin ya da ürününüzün müşterilerden yeterince tepki almadığını, büyümenizin yeterli olmadığını fark ettiğiniz anda pivot etmekten kaçınmayın. Pivot etmeniz şirketinizin daha başarılı bir yola evrilmesini sağlayabilir.
  • Yola çıkarken ortaklarınızı çok doğru seçmeniz gerekli. Yatırımcılar şirketinize yatırım yaptığında hisse payınızı aslında onlar değil sahip olduğunuz ortaklarınız düşürür. Bu yüzden ortaklarınızı iyi seçmelisiniz. İlk aşamada iki kurucu ile başlayıp daha sonra erken aşamada çalışanlar işe alarak onlarla paylaşım yoluna gitmek doğru bir yöntem.
  • Hızlandırma programlarını(Accelerator) araştırın. Hangi hızlandırma programının hangi alanlara özellikle eğildiğini bilin. Silikon Vadisi’ne ilk kez gelen girişimciler için hızlandırma programı çok yararlı olmaktadır. 500 Startups, Techstars, Y Combinator Silikon Vadisi’nin en ünlü ve etkili hızlandırma programlarıdır.
  • Girişiminiz henüz fikir aşamasındaysa ve yatırım arıyorsanız bulmanız çok zor. Özellikle daha önce bir girişim başlatmamış, yatırım almamış kişilerin Vadi’de yatırım ararken sabırlı olmaları gerekiyor.

Yazının ikinci bölümü: ”Silikon Vadisi’ne gelecek girişimciler için öneriler – 2

Selçuk Atlı Kimdir?
selcuk-atli

    Lisans eğitimini 2006 yılında Koç Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden tamamlayan Selçuk atlı aynı zamanda Politecnico di Milano’dan yüksek lisans derecesine sahiptir. Kariyerine 2004 yılında Vodafone’un alt kuruluşu Oksijen’de başlayan Atlı daha sonra birçok şirkette teknik pozisyonlar üstlenmiştir. 2011 yılında San Francisco merkezli olarak kurduğu Manifest Şubat 2016’da internet ve teknoloji devi Rakuten tarafından satın alınmıştır. Selçuk Atlı kariyerine 500 Startups’ta Venture Partner olarak devam etmektedir.

interwebs: selcukatli.com · linkedin · twitter ·music · blog

Silikon Vadisi’ne gelecek girişimciler için öneriler – 2

Silikon Vadisi’ne gelecek girişimciler için 10 öneri başlıklı yazı dizimizin ilk bölümünde Silikon Vadisi’ne gelecek girişimciler için başlangıç aşamasına dair tavsiyelerde bulunmuştum. İkinci bölümde ise Silikon Vadisi’ne taşınan girişimcilerin iletişim, yatırımcı ilişkileri ve pivot konularında dikkat etmesi gereken önemli başlıklar yer alıyor.

Silikon Vadisi’ne gelecek girişimciler için 10 öneri – 2

    • Ürününüzü geliştirme aşamasında veya öncesinde insanlarla paylaşmaktan çekinmeyin ve bundan korkmayın. Görüşmek istediğiniz hiçbir yatırımcı veya mentor sadece fikrinizi duymak için sizinle NDA imzalamayı kabul etmeyecektir. Unutmayın, fikriniz paylaştıkça gelişir.
    • Yatırımcılarla en iyi tanışma yöntemi daha önce yatırım yaptıkları şirketlerin CEO’larının onlara sizinle tanıştırmasıdır. Yatırımcılar daha önce yatırım yaptıkları şirketlerin CEO’larının görüşlerine önem verirler. Bu yüzden yatırım almış bir şirketin CEO’sunun size yatırımcıyla tanıştırması çok etkilidir.
    • Bir yatırımcıya ulaşmanın en yanlış yöntemi ise yanlış tanıştırılmadır. Eğer size yatırım yapmamış bir yatırımcı size başka bie yatırımcıyla tanıştırmayı teklif ediyorsa bu yanlış bir hareket olur. Bunun nedeni ise size yatırım yapmayan bir yatırımcıdan sonra diğer yatırımcının ‘’Yatırım yapmadığın girişime benim mi yatırım yapmamı istiyorsun?’’ izleniminin oluşmasıdır.
    • Hikayesini anlatamayan bir girişimci hiçbir şey yapamaz. Hikayesini anlatamadığı için; Yatırımcılardan para alamaz, derdini çalışanlarına doğru anlatamaz bunun sonucunda ürününü doğru geliştiremez, derdini işe almak istediği insanlara anlatamaz, derdini müşterilerine anlatamaz. Etkili bir şekilde hikayenizi anlatmak en etkili özelliklerinizden bir tanesidir. Tüm bunların yanında unutmayın, dinlemek de anlatmak kadar önemlidir.
    • CEO pozisyonunda bulunan kişiler için iletişim yeteneği çok önemli. San Francisco yabancı olduğunuz için ayrımcılığa uğrayacağınız dünyadaki en son yerlerden. Ancak CEO pozisyonundaki kişi İngilizcesi ile hem yatırımcılarla hem de müşterilerle rahat iletişim kurabilmeli. Ürününü, şirketin hikayesini doğru ve anlaşılır bir şekilde aktaramazsa yatırım bulamaz, müşteri kazanamaz ve takımına yetenekli kişileri dahil etmekte zorlanır.
    • Girişimciler yatırımcılara sunum yaptıklarında yaptıkları en yaygın hatalardan bir tanesi uzun uzun ürünlerini anlatmasıdır. Eğer 10 slayt boyunca ürününü anlatırsanız yatırımcı size şu soruyu sorabilir: ‘’Bana neden bu kadar uzun ürününü anlatıyorsun? Ben senin müşterin değilim’’. Girişimcilerin sunumlarda asıl yapması gereken müşteri kitlelerini, müşterilerinin yaşadıkları sorunu, geliştirdikleri ürünle bu sorunu nasıl çözdükleri, pazarın ne kadar büyük olduğunu, müşterileri bu ürünü kullanmaya nasıl ikna edeceklerini vede şu ana kadar pazar ve müşteriyle ilgili neler öğrendiklerini anlatmalarıdır.
    • Yatırımcılarla yapacağınız toplantıda ürününüzün beta versiyonunu veya en azından prototipini göstermeniz çok faydalı olacaktır. Ürününüzü kullanıma açtıysanız ve elinizde istatistikler de varsa bu yatırımcılarla yapacağınız toplantıda sizi birkaç adım ileri taşır.
    • Mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde pazara gidin. SocialWire’ı geliştirirken 2 milyon dolar yatırım almıştık ve oldukça original bir platform geliştiriyorduk. Ancak yatırımı aldıktan sonra fark ettik ki büyük e-ticaret sitelerini web sitelerini kolay kolay değiştirmek istemiyorlar çünkü uzun yıllar boyunca optimize etmişler. Bunun yanında e-ticaret sitelerini giren kullanıcıların da kolay kolay Facebook hesaplarıyla giriş yapmadıklarını fark ettik. Bundan sonra da ürünümüzü pivot ettik. Ancak daha erken pazara açılsaydık ve gözlemler yapsaydık pivot ihtiyacımızı daha önce fark ederek ona göre aksiyonlar alabilirdik.
  • Pivot etmekten korkmayın. Birçok girişimci fikrine aşık ve uzun bir süre aslında sonuç getirmeyecek bir fikir üzerinde vakit kaybediyorlar. Fikrinizin ya da ürününüzün müşterilerden yeterince tepki almadığını, büyümenizin yeterli olmadığını fark ettiğiniz anda pivot etmekten kaçınmayın. Pivot etmeniz şirketinizin daha başarılı bir yola evrilmesini sağlayabilir.

Selçuk Atlı Kimdir?
selcuk-atliLisans eğitimini 2006 yılında Koç Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden tamamlayan Selçuk atlı aynı zamanda Politecnico di Milano’dan yüksek lisans derecesine sahiptir. Kariyerine 2004 yılında Vodafone’un alt kuruluşu Oksijen’de başlayan Atlı daha sonra birçok şirkette teknik pozisyonlar üstlenmiştir. 2011 yılında San Francisco merkezli olarak kurduğu Manifest Şubat 2016’da internet ve teknoloji devi Rakuten tarafından satın alınmıştır. Selçuk Atlı kariyerine 500 Startups’ta Venture Partner olarak devam etmektedir.

interwebs: selcukatli.com · linkedin · twitter ·music · blog

ABD’de iş hayatındaki iletişim ve e-posta kültürü

ABD’de bulunan şirketler yayınladıkları iş ilanlarında potansiyel adaylardan beklentilerini sıralarken mutlaka ”Excellent Communication” olarak adlandırılan yeteneklerinin de gelişmiş olmasını isterler.

Türkçeye ”Mükemmel İletişim” olarak çevirebileceğimiz bu yetenek aslında temelde iki özelliğie dayanır: Basitlik ve açıklık. Burada basitlik ve açıklıktan kastımız e-postalara verdiğiniz cevapların içeriği ve kullandığınız üslup ile ilgilidir. Aşağıda ”Excellent Communication”ın ne olduğunu ve bu yeteneğinizi nasıl geliştirebileceğinizi örneklerle birlikte açıklayacağız.

1-) Her e-posta cevaplanmalıdır

E-posta temelinde iki veya daha fazla kişinin aynı anda mesajlaştığı bir iletişim aracıdır. Ancak handikapı, göndericinin alıcıların mesajı alıp almadığını anlayamamasıdır. Slack, HipChat, Discord, Facebook Messenger ve WhatsApp gibi anlık mesajlaşma uygulamalarında gönderici alıcının mesajı alıp almadığını çoğu zaman görebilmektedir. Bunun yanında bu tarz uygulamalar ”anlık mesajlaşma” olarak özel bir kategori altinda değerlendirildiği için karşılıklı iletişim çoğunlukla gündelik konuşma seviyesinde sürdülür. Fakat ABD’de eğer çalışma arkadaşlarınızdan veya yöneticilerinizden e-posta aldıysanız mutlaka e-postayı aldığınızı belirten bir cevap mesajını en kısa zamanda göndermelisiniz.

Örnek:
Subject: Team Meeting MojiLaLa
Hello team,

We will have a team meeting tomorrow at 10am California time (Wednesday), via Google Hangout. We will review where we are with MojiLaLa and discuss final deadlines and launch dates. Be prepared to showcase 1 thing that you enjoyed or really want to share with the team.

Cevap:
Hello Dana,

I received the email, see you tomorrow!
Best
Mehmet

Yukarıdaki örnekte şirket bir takım toplantısı düzenliyor. Doğal olarak bu e-posta birden fazla kişiyi gönderiliyor. Göndericinin e-postayı herkesin alıp almadığını bilmesi ve tek tek takip etmesi çok zor. Siz e-postayı aldığınıza dair cevabı kısa ve net bir şekilde göndermelisiniz. ”Nasıl olsa toplantıya katılacağım, tam zamanlı çalışıyorum. Ofise de geliyorum.. O yüzden e-postayı cevaplamasam da olur” düşüncesi yanlıştır.

Örnek 2:
Subject: Writing Books

Sahin,

Here are some titles that may help you:

-HBR Guide to Better Business Writing, Bryan Garner
-Top 20 Great Grammar for Great Writing, Keith Folse et. al.
-Writing Clearly An Editing Guide, Jane Lane, Ellen Lange

See you in class.
Linda

Cevap 2:
Hello Prof. Dukatte,

I got your email. Thank you so much. I will look for these books on Amazon.

Best Regards,
Mehmet

Günlük hayatta birisinden kitap tavsiyesi istediğinizde ve o kişi size tavsiyede bulunduğunda teşekkür edersiniz. Peki aynı durum e-posta ile gerçekleşirse? Çoğu kişi bu tarz ”ufak” e-postlara cevap vermeyi ya unutuyor ya da gerek görmüyor. Oysa ki bu temel iletişim yeteneğiniz ve karakterinizi gösteren önemli bir özelliktir.

Mantıklı cevap verme ve yapıcı konuşma

ABD’de hem yazılı iletişim hem de sözlü iletişim doğrudan yapılır. Burada ”doğrudan”dan kastımız kişilerin konuşurken söylemek istediklerini direkt olarak, konuyu başka yere saptırmadan ve gizli anlamlar yüklemeden söylemesidir.

Örnek olarak şöyle bir e-posta aldığınızı varsayalım:
Merhaba Mehmet,

Slack’i kullanabilmen için e-posta adresini davetiye attım. Lütfen e-postanı kontrol ederek gelen link üzerinden Slack’e üye olup uygulamayı indirir misin?

Teşekkürler,

Bu e-postaya verilecek doğru ve yanlış cevabı gösterelim.

Yanlış cevap:
Merhaba Mesut Bey,

Dizüstü bilgisayarım bozulduğu için e-postalarımı kontrol edemedim. Öğleden sonra da kendimi pek iyi hissetmedim ve dinlendim. Yarın bakmaya çalışacağım..

Yukarıdaki cevap neden yanlış?
Öncelikli olarak ABD’de çalışma arkadaşınıza veya yöneticinize bu tarzda bir cevap atarsanız iletişim yeteneğinizin gelişmemiş olduğu düşünülür.

Bunun ilk nedeni verdiğiniz cevabın içerisine size sorulandan-istenenden bambaşka şeyler yazmış olmanız. Karşınızdaki kişi sizin bilgisayarınızın bozuk olup olmadığını sormuyor, dürüst olmak gerekirse sağlık durumunuzla ya da özel hayatınızla da ilgilenmiyor. Bunlar sizin kişiler durumlarınız ve problemleriniz. Kendi kişisel sorunlarınızı ve içinde bulunduğunuz durumu konudan bağımsız bir şekilde e-postaya yazarsanız insanlar sizin bahane uyduran ve sorulan temel soruya dahi cevap veremeyen bir kişi olduğunuz kanısına varırlar.

İkinci olarak yukarıda yazılan cevap e-postasında yapıcı bir üslup kullanılmamış. Profesyonel iş hayatının içerisinde bulunuyorsunuz. Yaptığınız konuşmalarda ve verdiğiniz cevaplarda yapıcı olmayı sürdürmelisiniz.

Doğru cevap:
Merhaba Mesut Bey,

Slack’e en kısa zamanda üye olacağım ve uygulamasını indireceğim.

Teşekkürler,
Mehmet

Yukarıdaki cevap ”doğrudan” size sorulan-istenen konuya cevap niteliğinde. Size gönderilen ”mesajı” aldığınızı açıkça belli ediyorsunuz. İkinci olarak bunu olabildiğince basit ve açık bir şekilde yapıyorsunuz. Üçüncü olarak yapıcı bir üslup ile mesajınızı yazıyorsunuz.
Amerika’da iş hayatında temel olarak her zaman kullanmanız gereken üslup budur.

Yukarıda açıkladığımız başlıklar ve örnekler oldukça basit görünebilir. Ancak maalesef birçok kişi iş hayatında e-posta ve iletişim konularına yeterince özen göstermediği ve dikkat etmediği için çalışmala arkadaşları ve yöneticileri üzerinde yanlış bir izlenim bırakabiliyor. Bu temel iletişim beceresini gösterdiğiniz taktirde kesinlikle çevrenizde bir farkındalık oluşturacağınızı söyleyebiliriz.

Yazılımcıların Silikon Vadisi’nde iş aramaya başlamadan önce bilmesi gerekenler

Silikon Vadisi’nde yazılım geliştirici olarak iş ilanlarına bakmadan önce bilmenizin yararlı olacağını düşündüğümüz bazı hususlar bulunuyor. Silikon Vadisi’nin bu konuda kendine has tarzları ve yapıları oluştuğu için diğer şehir ve ülkelere göre çalışma kültüründe bazı farklılıklar bulunuyor. Bu farklılıkları en az düzeyde hissetmek veya karşılaştığınızda şaşırmamak için aklınızda tutmanızda yarar var.

İyi olduğunuz için değil, potansiyeliniz için işe alınacaksınız
Silikon Vadisi’nde yazılım geliştirme uzmanı ve diğer uzmanlık alanları için yapılan işe alımlardaki en önemli detay ”aday potansiyeli”dir. Burada potansiyelden kastedilen adayın bir konuya ne kadar hakim olduğundan çok öğrenmeye ve kendini geliştirmeye ne kadar açık olduğudur. Silikon Vadisi’nde bulunan bir şirket ile yapacağınız mülakatta da sizin için en önemli faktörlerden birisi bu olacaktır.

Senior vs. Junior
Teknoloji dünyasında oldukça yaygın kullanıma sahip olan ”Junior” ve ”Senior” gibi ön ünvanlar kişinin sahip olduğu deneyimi belirtmesi için kullanılır. Ancak birçok yazılım geliştirici 4-5 yıl gibi sürelerden sonra kendilerini ”Senior” olarak nitelendirirler. Buradaki önemli detay ise Silikon Vadisi’nde ”Senior” ve üstü ünvanlara sahip olmanız için gerçekten ciddi anlamda bir deneyime sahip olmanız gerektiğidir. Bu yüzden iş başvurularında ”Senior” ilanlarına başvururken dikkat etmenizde fayda var ayrıca şirketlerin size ”senior” olmadığınızı uygun bir dille söylediğinde de şaşırmamalısınız. Silikon Vadisi’ndeki ”Senior” ve üstü ünvanları kazanmak birçok ülkeden çok daha zordur.

Açık kaynak kodlu projeler ve topluluklar
ABD’de yazılım geliştirici olarak iş başvurularına başladığınız zaman işe alınmanızı etkileyecek en önemli özelliklerinizden bir tanesi açık kaynak kodlu projelere verdiğiniz desteklerdir. GitHub üzerinde katkınızın olduğu proje sayısı ya da kendi açık kaynak kodlu projenize sahip olmanız size diğer adaylardan çoğu zaman birkaç adım öne taşıyacaktır. Açık kaynak kodlu projelere dahil olmanız ayrıca sizin takım çalışmasına da yatkın olduğunuzu gösteren önemli noktadır.

Yeniliklere açık olmak

Yeniliklere açık olmak cümlesini ilk başta okuduğunuzda çok sıradan kalıp bir olarak algılayabilirsiniz. Ancak Silikon Vadisi dünyada en uç noktadaki teknolojilerin geliştirildiği bölgedir. Bu yüzden birçok şirket bugün sizin adını bile duymadığınız teknolojilerle çalışmanızı isteyebilir. İşte bu noktada ”yeniliklere açık olmak” kalıbı devreye giriyor. Şirketler için üzerinde çalıştıkları sistem hakkında teknolojik bilgiye yeterince sahip olmamanız çoğu zaman bir problem değil ancak ilk maddede değindiğimiz öğrenme potansiyeliniz ve yeniliklere açık olmanız işe alınırken dikkat edilen en önemli noktalardan.

Şirket içi çeşitlilik nedir? Bu sizin için neden önemli?

ABD denilince birçok kişinin aklına ilk olarak yüzlerce farklı kültür ve ülkeden gelen kişinin bir arada yaşadığı renkli ve eğlenceli bir ülke geliyor. Sokaklarda gördüğünüz bu kültür çeşitliliği aynı şekilde ABD’de bulunan şirketlere de yansımış durumda. İşte bu farklılık ABD’de çalışmak isteyen kişiler için büyük bir fırsat doğuruyor.

Çeşitlilik (Diversity) Nedir?
Şirket içi çeşitlilik ABD ve özellikle San Francisco merkezli şirketler için çok önemli bir kavram. Burada çeşitlilikten kastedilen ise çalışanların farklı yaş, cinsiyet ve özellikle kültürden geliyor olmasıdır. Forbes 500 listesindeki birçok şirket resmi internet sitelerinde şirket içi çeşitliliği nasıl sağladıklarını anlattıklar özel sayfalar bulunmaktadır. Şirket içi çeşitliliğin özellikle büyük şirketler için önemli olmasının temel nedeni ise bunun şirketin başarısına ve gelirine fayda sağlandığının kanıtlanmış olması. ABD hükümetinin de belli ölçeğe ulaşmış şirketlerin çalışanları arasında çeşitliliği artırması için yaptığı tavsiyeler ve teşvikler bulunmaktadır.

Apple’ın şirket içi çeşitliliğini anlattığı özel sayfasında yayınladığı grafik.

apple-sirket-ici-cesitlilik

Şirket içi Çeşitlilik(Diversity) sizin için neden önemli?

Burada dikkati size yani San Francisco’ya taşınmayı düşünen kişiye getirdiğimizde şirket içi çeşitlilik ayrıca önem kazanıyor. Bunun sebebi ise ABD’ya taşındıktan sonra bir şirket tarafından kabul edildiğinizde sizin de Türkiye’den gelen bir göçmen olarak şirket çeşitliliğini pozitif yönde etkileyecek olmanız. Apple, Google, Facebook, Salesforce, Coca-Cola, Atlassian ve daha birçok büyük şirketin yıllık yapacağı işe alımlarda ”çeşitlilik” kotası bulunmaktadır ve potansiyel adaylar bu çeşitlilik kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tarz büyük şirketlere yapacağınız başvurularda aslında çeşitlilik kuralıyla bir adım öne geçmiş oluyorsunuz. Bu yüzden şirket içi çeşitliliğe önem veren şirketler kariyerine ABD’de devam etmek isteyen kişiler için oldukça önemli.

2013 yılında Forbes’ta yayınlanan bir yazıya konu olan rapor ABD’nin en büyük şirketlerinden yüzde 40’nın göçmenler tarafından veya onların çocukları tarafından kurulduğunu gösteriyor. Aynı şekilde dünyanın en saygın ve büyük danışmanlık şirketlerinden olan McKinsey & Company’de etnik ve ırk çeşitliliğinde ilk çeyrekte olan olan şirketlerin aynı endüstrideki rakiplerinden finansal geri dönüş anlamında yüzde 35 daha yüksek sonuçlara sahip olduğunu aktarmış. Bunların hepsini dikkate aldığımızda şirket içi çeşitliliğin sizin için ne kadar önemli olduğunu ve iş başvurularınızda şansınızı nasıl arttırabileceğini görebilirsiniz.

Kaynaklar:

Amerika için doğru CV nasıl hazırlanır ve nelere dikkat edilmelidir

Amerika-icin-dogru-CV-nasil-hazirlanir-ve-nelere-dikkat-etmelisinizABD’de yapacağınız iş başvurularında CV(özgeçmiş) çok önemlidir. Özgeçmişinizi doğru formatta hazırlamadığınız taktirde başvurunuz daha işe alım yöneticisinin eline ulaşmadan özel yazılımlar tarafından özgeçmiş havuzundayken elenir. Bu yazımızda ABD için özgeçmişinizi nasıl hazırlamanız gerektiğini detaylarıyla açıklayacağız.

Amerika için doğru CV nasıl hazırlanır ve nelere dikkat edilmelidir

Doğru Tasarım

Özgeçmişinizin tasarımı işe alım yöneticisi üzerinde bırakacağınız ilk intiba için çok önemlidir. Doğru bir tasarım ile işe alım yöneticisinin özgeçmişinize ilk baktığı anda etkilemeyi başarabilirsiniz. Özgeçmişinizi hazırlamaya başlarken ilk yapmanız gereken bir tasarım şablonu(template) seçmek olmalıdır.

Özgeçmişiniz için seçeceğiniz tasarım dengeli olmalıdır. Burada dengeden kastettiğimiz tasarımın ne çok ”süslü” ne de çok ”sade” olmasıdır. Seçtiğiniz şablon tasarımsal olarak gereksiz detaylar içermemelidir. Ancak bunun yanında sadece beyaz ve siyah renklerden oluşan bir tasarım da dezavantaj olarak size döner. Özgeçmişinizi tasarlamak için Novoresume servisini kullanabilir ya da internette ”cv template”, ”best cv template” gibi aramalar yaparak birçok ücretsiz tasarıma ve servise ulaşabilirsiniz.

Tek sayfa kuralı

Özgeçmişinizin uzun olmaması ”altın kurallar” listesinde yer alır. İçeriği hazırlamaya başlarken özgeçmişinizi tek sayfa olacak şekilde hazırlayın. İçeriği yazdıktan sonra özgeçmişiniz birden fazla sayfa tutuyorsa mutlaka tek sayfaya indirin. Unutmayın, özgeçmişinize tüm bilgileri yazmak sizin için avantaj değil dezavantaja dönüşür ve çoğu zaman bu içerik ”bilgi fazlalığından” başka birşey değildir. Örneğin lise öğrenim bilginizi eklememek, ilk çalıştığınız şirketi ve yaptığınız stajları (eğer sonrasında 2+ yerde çalışmadıysanız) içeriğe koymamak hem alandan tasarruf etmenizi sağlar hem de özgeçmişinizi ”fazla” bilgiyle doldurmamış olursunuz. Seçeçeğiniz tasarım şablonu da özgeçmişinizi tek sayfa olarak dizayn etmeniz de önemli rol oynar.

Özet(Brief) Bölümü

İşe alım yöneticileri özgeçmişinize baktıklarında sizin hakkınızda genel bir kanıya varmak isterler. Sizi ve yeteneklerinizi inceleyebilecekleri bir özet(brief) bölümü sizi diğer adaylardan bir adım öne taşır. Özet bölümünde kariyerinizde neler yaptığınızı, neleri başardığınızı ve en gelişmiş yeteneklerinizi kısaca  diğer bir deyimle az ve öz olarak yazmalısınız. Ancak burada dikkat etmeniz gereken nokta bu bölümün en fazla 3-4 satır uzunluğunda olmasıdır.

Ne yaptığınızı değil neleri başardığınızı anlatın

Özgeçmiş hazırlarken yapılan en yaygın hatalardan bir tanesi de kişilerin çalıştıkları işlerde ne yaptıklarını açıklamalarıdır. Bu yapı ”task-based” olarak isimlendirilir. Çalıştığınız işlerde yaptıklarınızı ”task-based” olarak hazırlarsanız hata yapmış olursunuz ve özgeçmişinizin diğerlerinden ayrılması zorlaşır. Bunun yerine yaptığınız çalışmaları ”achieve-based” olarak hazırlamalısınız yani yaptığınız işlerde nasıl fark yarattığınızı ve neleri değiştirdiğinizi açıklamalısınız. Buna bir örnek vermemiz gerekirse.

  • X e-ticaret şirketinin mobil uygulamasının yeniden tasarlanması. – Yanlış.

Bunun yerine:

  • X e-ticaret şirketinin mobil uygulamasını yeniden tasarlayarak dönüşüm oranının yüzde 20 ve toplam alışveriş tamamlama oranının yüzde 7 artırılması. – Doğru.

İlk örnek ”task-based” yazılmış bir cümledir ve sizin ”neden doğru bir aday” olduğunuz konusunda size avantaj sağlamaz. Ancak ikinci örnekte yaptığınız tasarımın şirkete sağladığı katkı ve sizin etkiniz açıkça ortadadır. Bu da sizi diğer adaylardan ayırır. Bir örnek daha vermemiz gerekirse:

  • Y şirketinin internet sitesinin yeniden kodlanması ve server bakım çalışmalarının yapılması. – Yanlış.

Bunun yerine:

  • Y şirketinin internet sitesini yeniden kodlayarak yüzde 40 performans artışının sağlanması ve bunun sonucunda müşterilerin sitede ortalama yüzde 15 daha uzun süre kalmalarının sağlanması. – Doğru.

Unutmayın ki özgeçmişinizde kullandığınz ifadeler ile sizin ”potansiyeli olan”, ”yetenekli” ve ”fark yaratabilecek” bir kişi olduğunuzu göstermeye çalışıyorsunuz.

Monoton bir İngilizce ile yazmak

Özgeçmiş hazırlanırken yapılan yaygın yanlışlardan bir tanesi de tek düze kalıplar kullanılması ve kelime tekrarları yapılmasıdır. Kelime tekrarları ve tek düze kalıplar özgeçmişinizi monoton bir hale getirir ve ”sıkıcılaştırır”. Özgeçmişinizi hazırlarken ”Passive language / Doing’’ yerine ”Action language / Achieving” metodunu kullanmalısınız. Bunu bir örnekle açıklamamız gerekirse:

  • Passive language / Doing: Negotiated contracts with vendors

Yukarıdaki gibi bir cümle ile diğer adaylardan sıyrılmanız pek mümkün değildir. Ancak aynı cümleyi şu şekilde ifade ederseniz gerçekten fark yaratırsınız:

  • Action language / Achieving: Slashed payroll/benefits administration costs 30% by negotiating pricing and fees, while ensuring the continuation and enhancements of services.

İki cümlede de temel olarak yaptığınız işi açıklıyorsunuz. Ancak bunu aktarış biçiminiz çok önemli bir faktördür. İşte bu faktör insan kaynakları yetkilisine de yansır ve sizi diğer adaylardan bir adım öne taşır. 

Fotoğraf ve Doğum Tarihi

Türkiye’de özgeçmişlerin birçoğuna fotoğraf ve doğum tarihi bilgisinin eklenmesi neredeyse bir standart haline gelmiştir. Ancak ABD’deki kültür bundan tamamen farklıdır. ABD için hazırlayacağınız özgeçminize kesinlikle doğum tarihinizi ve fotoğrafınızı eklememelisiniz. ABD’de böyle bir kuralın olmasının nedeni ise adaylar arasındaki fırsat eşitliğini sağlanması ve korunmaya çalışılmasıdır.

Dosya boyutu

ABD’de özgeçmişiniz işe alım departmanının önüne gelmeden önce özel yazılımlar tarafından taranırlar. Özgeçmişinizin dosya boyutunun yüksek olması daha ilk aşamada elenmenize sebep olabilir. Bunun nedeni ise özel yazılımların özgeçmişinizi okumakta zorluk çekme ihtimalinin olmasıdır. Dosya boyutunun 80kb’den düşük tutmaya özen gösterin. Dosya türünü PDF yerine Word dosyası olarak yaparak dosya boyutundan tasarruf edebilirsiniz.

Litmus Test

ABD’deki işe alım departmanlarının yüzde 93’ü ATS(Applicant Tracking Systems) ismi verilen özel yazılımlar kullanmaktadırlar. Bu özel yazılımlar adaylardan gelen özgeçmişleri öncelikli olarak kendi testlerinden geçirirler. Birçok aday iş görüşmesinde birinci aşamaya bile gelemeden Litmus Test sırasında elenir. Litmus Test’ten elenme şansınızı nasıl düşüreceğinizi aşağıdaki maddelerden öğrenebilirsiniz.

Anahtar kelimelerin önemi

Litmus Test ilk olarak özgeçmişiniz ile başvurduğunuz iş arasındaki uyumu ölçer. Bunu yaparken de özgeçminizdeki anahtar kelimeler(keywords) ile başvurduğunuz işin anahtar kelimerini karşılaştırır. Arayüz tasarımcısı olarak bir işe başvuruyorsanız mutlaka o alanla ilgili ”terim” ve doğru kelimeler özgeçmişinizde bulunmalıdır yoksa o iş için çok doğru bir kişi olsanız bile ”pozisyona uyumluluk” testinden çok düşük bir oran alabilirsiniz.

Litmus-test-ats-amerika-cv-hazirlama-teknikleri-amerika-cv-ornegi

ATS özgeçmişiniz üzerinde yaptığı analiz sonucunda yukarıdaki gibi bir sonuç ortaya çıkartır. Eğer siz ”Information Technology” ile ilgili bir alana başvurduysanız ön elemeyi geçme şansınız çok düşüktür çünkü testin sonucunda sizing ”Marketing” alanıyla daha uyumlu olduğunuz sonucu ortaya çıkmıştır. Tabi ki bu sonuç özgeçmişinizin içeriğini nasıl hazırladığınız ve hangi anahtar kelimeleri kullandığınızla da ilgilidir.

Litmus-test-2-ats-amerika-cv-hazirlama-teknikleri-amerika-cv-ornegi

Litmus Test aynı zamanda hangi yeteneklerinizin(skills) gelişmiş olduğunu da özgeçmişinizi tarayarak ortaya çıkartır. İşe alım yöneticisi verdiği iş alanı için anahtar kelimeler ve yetenekleri ATS’e tanımlar. Eğer özgeçmişinizde ortaya çıkan ağırlıklı anahtar kelimeleriniz ve yetenekleriniz ilandakilerle olan uyumu belirli bir oranın altınsayda özgeçmişiniz işe alım yöneticisinin önüne gelmeden önce elenir. Bu sebeple özgeçmişinizin içeriğini yazarken hangi kelimeleri ve yeteneklerinizi ön plana çıkarmak istediğinizi en başta belirtmelisiniz.

Amerika için doğru bir özgeçmiş örneği

ABD’nın en önemli seri girişimcilerinden birisi olan Elon Musk için hazırlanmış aşağıdaki özgeçmiş size kendi özgeçminizi hazırlarken çok faydalı bir örnek olacaktır. Burada önemli bir not olarak düşmemiz gereken ise Elon Musk’ın fotoğrafının özgeçmişe koyulmuş olması. Burada tasarım şablonuna uyularak fotoğraf koyulmuş ancak ABD’için hazırlayacağınız özgeçmişinize fotoğrafınızı koymamalısınız. (Dosyanın üstüne tıklayarak büyük haline ulaşabilirsiniz.)

elon-musk-cv-kucuk

Kaynaklar: