Ana Sayfa Featured Silikon Vadisi ve arkasındaki ruh

Silikon Vadisi ve arkasındaki ruh

0
Silikon Vadisi ve arkasındaki ruh

İnovasyon ve teknoloji kelimeleri ile bugün neredeyse eş değer anlamda olan “Silikon Vadisi” bu noktaya nasıl geldi ve aslında en önemlisi arkasındaki felsefe nedir? Vadi’nin neden bu kadar başarılı olduğunu anlamak için gerekli olan soruların cevabını bu yazımızda sizlerler paylaşacağız.

Silikon Vadisi’nin temelleri aslında 1891 yılına kadar uzanıyor. Vadi’nin bugün geldiği nokta aslında bir sürecin başlangıçı değil sonlarına doğru tamamlanmış halidir. Silikon Vadisi’nin bugünki duruma gelmesinin ana yapı taşlarından biri ise Stanford Üniversitesi. Stanford Üniversitesi’nden mezun olan öğrenciler ve üniversitede görevli bilim adamları Silikon Vadisi’nin ilk temellerini atan kişileri oluşturuyor. Ancak süreç gerçek anlamıyla 2. Dünya Savaşı’ndan sonra hızlanıyor.

Silikon Vadisi’nin arkasındaki ruh

stanford-silikon-vadisi

“Henüz gerçekleşmemiş şeylere odaklanmış ve onların hayalini kuran insanlar”

Stanford Üniversitesi’nin kampüsünün içerisinde bulunan bu söz Silikon Vadisi’nin ruhunu anlamak için çok doğru bir başlangıç noktası. San Francisco bugün sahip olduğu ünvanını onu yeniliklerin ortaya çıkartılacağı, teknolojil devrimlerin ve deneysel çalışmaların yapılacağı bir merkez olarak seçen insanlara borçlu.

steve-jobs-crazy-ones

Yukarıda alıntılamış olduğumuz Steve Jobs’ın meşhur konuşması Silikon Vadisi’nin oluşmasını sağlayan ’’çılgın’’ları tanımamıza yardımcı oluyor. Steve Jobs “Çılgın Birileri” diyerek aslında kural tanımayan, özgürlükçü, statükoyu reddeden, yapılmamışın peşinde ve en önemlisi “farklı düşünen” kişilere hem sesleniyor hem de onları tanımlıyor.

Bugün olduğu gibi tarihin her döneminde her ülke oldukça değerli bilim insanlarına sahip oldu. Ancak Silikon Vadisini bugünki noktaya taşıyan şeyin arkasındaki olgunun o dönemde vadide bulunan gişirimci ve yatırımcıların “özgür”,”deneysel”,”geleceği tasarlayan”,”hayal edilmemiş olanı yapan” ve “gerçek bir sonu çözen” vizyonu olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Henüz internet değil gerçek anlamda mikro işlemciler bile ortaya çıkmamışken bu insanlar “gerçekleşmemiş”,”hayalinin bile kurulması güç olan” fikirler, idealler için yaşıyor ve tüm engellere rağmen onlara ulaşmaya çalışıyorlardı. Bunu yaparken de kurdukları girişimlerde şirket içi kurallar koymak yerine çalışanlarına ekstra avantajlar ve hisse opsiyonu gibi ödüller veriyorlardı. Bunlar o dönem içerisinde klasik şirket yapıları ve hiyerarşileri içerisinde telaffuz bile edilemezdi.
Bir diğer önemli nokta da Silikon Vadisinin sahip olduğu özgür ruh. Bilindiği gibi Hippi akımının Amerika’nın bugün sahip olduğu yaratıcılığa çok büyük katkısı olmuştur. Hippi akımının ABD’deki başlangıç noktası ise San Francisco şehir merkezine 50 mil uzaklıktadır ve bu akım Silikon Vadisini de pozitif yönde etkilemiştir. Bundandır ki birçok bilim insanı geçmişte olduğu gibi günümüzde de biyoloji, enerji, teknoloji gibi farklı alanlarda birçok “deneysel” projenin testlerine ilk olarak bu bölgede başlıyor.

Risk Sermayesi’nin doğuşu ve “Hain 8”

1946 yılında ABD Araştırma Geliştirme Şirketi ile ilk risk sermayesi şirketini kuran ve bu terimi ilk kez kullanan kişi Georges Doriot olmuştur. ABD ordusunda önemli stratejik görevler aldıktan sonra general rütbesinden emekli olan Doriot daha sonra üniversitede dersler vermeye başlamıştır. Üniversitede verdiği derslerde ağırlıklı olarak “girişimcilik” ve ” risk sermayesi’’ konularını işleyen Georges Doriot öğrencilerini girişimciliğe teşvik etmiş aynı zamanda bugün konuştuğumuz “risk sermayesi” şirketlerinin tanımını yapmış ve amaçlarını çizmiştir. Georges Doriot başında bulunduğu  ABD Araştırma Geliştirme Şirketi ile de onlarca girişime yatırım yaparak onların başarılı olmasında büyük rol almıştır.

Georges-Doriot

Risk Sermayesi kavramı ve ilk şirket örneği Georges Doriot ile ortaya çıkarken, Silikon Vadisi’nde daha sonraları dünyaca ünlü teknoloji ve risk sermayesi şirketlerini kurmaya öncülük edecek olan(Eugene Kleiner gibi bazıları aynı zamanda Georges Doriot’un öğrencisidir) “Hain 8” dir.

1957 yılında Nobel ödüllü fizikçi William Shockley ile birlikte onun laboratuvarında çalışan 8 doktora öğrencisi(Bu kişiler: Gordon Moore, C. Sheldon Roberts, Eugene Kleiner, Robert Noyce, Victor Grinich, Julius Blank, Jean Hoerni and Jay Last) gittikçe ağırlaşan çalışma şartlarından ve Shockley’in kendilerine gerçek anlamıyla kötü davranmasından şikayet etmeye başlar. Bir süre sonra bu durumdan kurtulmanın tek yolunun William Shockley’nin yanından ayrılmak olduğunun farkına varırlar. Ancak iki temel sorunları vardır. Bunlardan birincisi bu 8 kişilik grubun içinden kimsenin “girişimcilik” üzerine bir bilgiye sahip olmaması diğeri ise şirketlerini kurmaları için gereken sermayeye nasıl ulaşacaklarını bilmemeleri.

Daha sonra 1969 yılında teknoloji ve mikro işlemci devi Intel’in kurucu ortağı olacak olan ve aynı zamanda “Hain 8″in üyelerinden biri olan Gordon Moore, New York’ta Wall Street’te çalışan Arthur Rock’a bir mektup yazar ve “Hain 8″in serüvenini başlatır.. Arthur Rock ‘’gelenekselci’’ bir anlayışa sahip olan Batı Sermayesi’ni ikna edemez ve “Hain 8” için gerekli yatırımı bir türlü bulamaz. Ancak hazırladıkları listede son kalan isim olan ve varlıklı bir ailenin üyesi olan Sherman Fairchild bu ekibe yatırım yapmaya karar verir. Böylece “Hain 8” yeni kurulan Fairchild Semiconductor’te çalışmaya başlar. Yanından ayrılmalarına çok sinirlenen William Shockley’de bu 8 kişiyi “Traitorous eight”(Hain 8) olarak adlandırır.

Traitorous-Eight-hain-sekiz_jzayrs“Hain 8″in mektubu ile girişimlerin ve teknolojinin gerçek potansiyelini gören Arthur Rock Wall Street’teki işinden istifa eder ve Silikon Vadisi’ne taşınarak kendi risk sermayesi şirketini kurur. Daha sonra ise Intel, Apple, Scientific Data Systems ve Teledyne gibi şirketlere erken aşamada yatırım yapar.

“Hain 8″in üyeleri de 1960 yılının sonlarına doğru Fairchild Semiconductor’daki işlerinden ayrılırlar. Bunun temel nedeni ise şirketin diğer birçok Doğu Yakası şirketi gibi gelenekselci” ve “kuralcı” olmasıdır. Gordon Moore ve Robert Noyce bugün bir teknoloji devi olan Intel’i, Eugene Kleiner dünyann en başarılı risk sermayesi şirketlerinden olan Kleiner&Perkins’i kurmuştur. Grubun diğer üyeleri de AMD, Teledyne Technologies gibi şirketlerin kuruluşunda ve faaliyetlerinde önemli katkılarda bulunmuştur.

Doğu sermayesinin gelenekselci tutumu ve yenilikleri reddetmesi birçok girişimciyi Batı Yakasına yönelttiği gibi birçok yatırımcıyı da batı yakasına yöneltmiştir. Batı yakasının yenilikçi ve özgürlükçü girişimcileri ihtiyaç duydukları sermayeyi kendileri gibi vizyoner olan ve birçoğu Doğu Yakasının gelenekselci tutumundan bıkıp yeni fırsatlar arayan yatırımcıler ile birleştirince ortaya “Risk Sermayesi” şirketleri çıkmış bu da “Silikon Vadisi”nin gerçek ruhu ve yapısının oluşmasında çok önemli bir diğer faktörü oluşturmuştur.

Vadiyi bugün “Vad” yapan kişilerin ortak noktaları vizyoner, yenilikçi, özgürlükçü ve çok çalışkan olmalarıdır. Bununla birlikte hepsinin karşısındaki kişiye ve yaptığı işe gerçekten saygı duymaları da çok önemlidir. Kökleri 1891 yılına kadar uzanan Silikon Vadisi bugün neredeyse bir asırdan fazla bir süredir toplanmış bilgi birikimine ve tecrübeye sahip ve tüm dünyadan girişimcilerin rüyası olmaya devam ediyor.

Kaynakça: